Tanıdığım tek bir eşyanın bile olmadığı bu ruhsuz dört duvar arasında
ruhumu dinlendirmeye çalışıyorum,
ama sesine kulak verdikçe gözlerimden yaş olup dökülüyor bir bir geçmiş…
Hayatımız bizim bile inanmak istediğimiz yalanları söylemekle geçti,
tek gerçek o yalanların bizi sonsuz mutlu edişiydi…
Nerde gurur, nerde onur…
Hepsi hikaye…
Saatlerdir aynı şarkıyı dinleyerek beynimi uyuşturuyorum,
dinginleşiyor ruhum,
sen yokluğunla kalbime iğneleri bir bir saplarken
ben gözlerimle kan ağlıyorum;
ben ağladıkça sen en derinlere batırmaya devam ediyorsun…
Çünkü o kadar yoksun bu gece burda…
Ama asıl koyan bu değil,
artık senin için de olmadığımı bilmek…
Kış ortasında çıplak vücuduma yağan buz gibi yağmur, bir şok etkisi…
Keşke tüm bunlar bir kabustan öteye geçemeseydi,
keşke bunlar şaka olsaydı ve ben bu keşkeleri hiç kullanmıyor olsaydım…
ALINTI









