papatya.jpg

Babanızı nasıl bilirsiniz? Ne kadar seversiniz? Ya da bu sevginizin ne kadarını ona gösterirsiniz?

BABAM… Annemin yerini hiçbir zaman alamasa da… Babam…

Çocukluğumdaki babamı düşündüğümde hep aklıma papatyalar gelir… Çünkü gelmesini iple çektiğim Pazar günleri babamla, anneme papatyalar toplamak için Maçka Parkı’na giderdik.

Bunu aksatmadan her Pazar günü yapardık. Parktaki oyuncaklar, kaydıraklar, salıncaklar beni etkilemezdi. Ben sadece babamla ağaçlar arasındaki o küçük papatyalardan toplamak isterdim. Topladığımız bir demet papatya ile o mutluluğu anneme taşırdık. O da bu mutluluğu vazoya koyar bir dahaki Pazara kadar muhafaza ederdi.

Sonra… Sonra, Pazarlar azaldı… Artık Pazar günleri yoktu. Ya da kim bilir belki de babamın artık zamanı olmadığı için Pazarları yoktu.

Onu yoğun iş temposundan dolayı daha az görür olmuştum. Ya da bahanesi bu şekildeydi. Ben büyümeye başlamıştım, genç kız oluyordum. Birbirimizi gördüğümüzde artık sadece tartışır olmuştuk. Benim asiliklerim başlamıştı. İsteklerimi, kişiliğimi, bir birey olduğumu kabul ettirmeye çalışıyordum. Yaşamım boyunca bu değerleri korumak için çalışacağım savaştaki, belki mecazi anlamdaki ilk düşmanım olmuştu babam.

Çok kavgalarımız oldu. Birbirimizi anlayamıyorduk. Aramızda köprü görevi gören annem bile artık zorlanır olmuştu. On altı, on yedi yaşlarında “babamı hiç sevmiyorum” der olmuştum. Aslında istediğim sadece papatyaların açmasıydı. Ama bunu o zamanlar ne kendime, ne de babama itiraf edebiliyordum.

Ve bir gün, babam eve geç kaldı. Umursamaz davranışlar içersindeki asi genç kız olan ben, kendimi cama burnunu dayamış yolunu bekler buldum. O an kendi kendime inanamıyordum.

Bir anda varlığını kaybetmenin sıkıntısını duydum içimde. Yaşlılığa yavaş yavaş adım atmış olan babamı ya kaybedersem… Ya papatyalar…

Köşeden döndüğünü gördüğümde sanki tüm çiçekler açtı. O an anladım ki zamanı geri getirmek yerine, “keşke…” demek yerine o andan itibaren tekrardan başlamak gerek.

Babam şimdi seksen yaşında… Geçmişte karşılıklı yaptığımız hatalara rağmen papatyalar geri geldi. O benim için çok değerli. Şimdi elimden geldiğince Onu üzmemeye, kırmamaya çalışıyorum. O benim babam…

Hiçbir zaman yüzüne söyleyemesem de “seni seviyorum babacığım”

Nagehan Toprak