ßarut Fıçısı

12.11.2007

barutficisi.jpg

Dejan Dukovski’nin yazdığı Yıldıray Şahinler’in yönettiği BARUT FIÇISI, Balkanlarda geçen olay örgüsü ve çarpıcı anlatımı ile ilginç bir oyun: “Balkanlar” yani “Barut Fıçısı”. Herkes birbirini tanımakta, yollar mutlaka bir biçimde kesişmekte, yıllarca süren dostluklar, arkadaşlıklar bir anda “şiddete” teslim olmakta… Sakin zannedilen yaşam bir anda “kaos”a dünüşebilmekte… Barut Fıçısı, 11 kısa sahneden oluşan yapısıyla ve bir sahnede yer alan karakterin diğer sahnede de yer almasıyla oluşturulan ilişkiler zincirini anlatıyor. Yola çıkış “Balkanlar” anlatılan “Tüm Dünya”.. Şiddetin anlık seyrettiği, komedinin trajediye, trajedinin komediye kıvrak bir şekilde dönüşebildiği puslu bir insanlık haritası sahneye taşınıyor.

Barut Fıçısı’nda müzik düzenleme Selim Can Yalçın – Görkem Şen, dekor tasarımı Barış Dinçel, kostüm tasarımı Duygu Türkekul, ışık tasarımı Özcan Çelik, efekt tasarımı Metin Taşkıran imzası taşıyor. Oyuna Bilge Emin danışmanlık yapıyor.
Oyunda Cengiz Tangör (Angegleje – Gela), S. Bora Seçkin (Dimitrija – Adam), Bahtiyar Engin (Sveto – Mace - Kosta), Ozan Gözel (Boris), Levent Üzümcü (Simon – Kiril), İbrahim Gündoğan (Blagoja – Otobüs Şoförü - Gardiyan), Selim Can Yalçın (Aco – Gjore - Jimmy), Murat Coşkuner (Mane - Polis), Yıldıray Şahinler (Andreja), Yeliz Gerçek (Svetle- Anna), Vildan Türkbaş (Kadın) rol alıyor.
Kaynak: www.tiyatrom.com

barut_ficisi2.jpg

Dukovski, 1969 doğumlu usta bir kalem. Dillere pelesenk edilen ve çoğu kez yazar için kurtulması zor bir girdaba dönüşen ‘genç’ nitelemesinin yerine ‘usta’ demeyi uygun gördüm. Çünkü yaş ilerledikçe, unutkanlığımız bu gençliği sürgit yaşatabiliyor. Dukovski, harika bir metin armağan ediyor gösteri dünyasına. Ki bu metin, Goran Paskaljeviç tarafından sinema filmi olarak ilk kez Venedik Film Festivali’nde (1998) sahnelendi ve eleştirmenlerin çoğundan büyük övgüler aldı. Film, 35. Antalya Film Festivali’nde de Büyük Ödül’ü aldı. Barut Fıçısı, tiyatro oyunu olarak 10 ülkede sahnelendi.

Kara komedinin yetkin bir örneği

Barut Fıçısı, şiddetin kol gezdiği bir coğrafyada, savaşın hışmına uğrayan insanların psikolojisini derinlikli bir şekilde sahneye taşıyor. Travmatik bir durumdan, trajikomik bir seyirlik çıkaran yazar becerisi, kara komedi türünün yetkin bir örneğini ortaya koyuyor. Belgrad’da bir gece, gecenin karanlığından spotların aydınlığına uğrayan insan yüzleri, uğradıkları hışımdan gergin; ancak insan olma becerisini göstermek konusunda hayli yetkinler. Biz seyirci olarak, sonuçlardan yola çıkmak zorundayız. Çünkü ana travma, hep uzaklarda bir yerlerde ve unutulan gölgeli gri bir alanda kalıyor. Ve karakterler, merkezde kalma ve merkezkaçın etkisiyle uzaklara savrulma arasında bir daire çiziyor. Merkezde kalanlar, şiddetle hemhal olmaya mecbur; uzakta kalanlar, insani bir sıcaklığın izdüşümünde özlemle geçmişi yad etmeye mahkum. Merkezden muhite doğru artan özlem ve merkeze doğru ilerledikçe artan şiddet, karakterlerin davranışlarını cinnet-cennet çizgisinde dengeliyor. Ve ayı öldüren bir âşık direnebiliyor, ancak ölümcül bir girdabın serin sularına… Umutlara yelken açıp uzaklara gidenlere yavan bir cennet; gid(e)meyip kalanlara ise pürneşe bir şiddet vaat ediyor yaşam…

Balkanlar… Bir Barut Fıçısı’na sığışmış insan çeşitliliği… Yollar bir şiddet kavşağında kesişip; sıcak, samimi bir dostluk durağında durulabilmekte. Nedensellik düzleminde bakıldığında, her şiddetin bir nedeninin olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu döngüyü kıran ve oyunda da altının kalın çizgilerle belirginleştirildiği yegane şey, dostluk. Sıcak, samimi, insan yüreğini ısıtıp eriten bir dostluk… Dukovski, şiddetin aktörlerine, sevecen bir bakış getiriyor. Ve bu bakış açısı, Yugoslavya gerçeğini ve toplumun psikolojik çöküşünü irdelerken, savaşın nedenlerinin izlerini sürüyor. Seyirci olarak bu gerçeğin izdüşümünde yol aldığımızda, dünya yuvarlağının bir ‘Barut Fıçısı’na dönüştüğünü ve yaşadığımız coğrafyaların da bu ‘fıçı’ya dahil olduğunu görüyoruz. Ve bu şiddete ucundan, kıyısından maruz olduğumuz gerçeğine uyanıyoruz. Özlemle yaşadığımız topraklardan şiddetle kopuyoruz. Ve hayatta kalanlarımıza ölenlerden bir ‘yeşil elma’ miras kalıyor.

barut_ficisi3.jpg

Cinnetin eşiğinde ‘Şükürler olsun sağlığımız yerinde’

Barut Fıçısı, kara komedi türünün özel örneklerinden biri olarak, trajik olan ile komik olanı hassas bir dengede harmanlıyor. İstanbul Şehir Tiyatrosu oyuncuları, Barış Dinçel’in muhteşem dekorunda oyunu severek, enerjilerini doyasıya vererek sahneye çıkıyorlar. Sahnede, sürprizlere açık, dev bir barut fıçısı var. Tıpkı Balkanlar gibi… Oyunda Cengiz Tangör, S. Bora Seçkin, Bahtiyar Engin, Ozan Gözel, Levent Üzümcü, İbrahim Gündoğan, Selim Can Yalçın, Murat Coşkuner, Yıldıray Şahinler, Yeliz Gerçek ve Vildan Türkbaş rol alıyor. Bilge Emin ve Yıldıray Şahinler’in dilimize çevirdiği oyunda, müzik Selim Can Yalçın ve Görkem Şen, kostüm tasarımı Duygu Türkekul, ışık tasarımı Özcan Çelik, efekt tasarımı Metin Taşkıran imzasını taşıyor. Barut Fıçısı, yaşamın içinde, yanımızda yöremizde gördüğümüz şiddete, argoya, ölüme, trajediye ve hepsinden de öne geçen samimiyete, dostluğa tahammülümüzü sınıyor. Her şeye rağmen ‘şükürler olsun sağlığımız yerinde’ diyebilenler için özel bir menü…

Bakalım ne kadar dayanıklısınız?

Hüseyin Sorgun

harika! ¤ Bunu kaydetmem ya da arkadaşıma göndermem lazım!

Kategori: Peki Sizce ?, Sanat, Tiyatro

GECE Aşkın Yaşı ?

Rastgele Yazılar

  • Seks Heyecanını Kaybetmeyin!
  • Kurt Telekom
  • Seni Seviyorum Kocacım..
  • Aşkta kazanan siz olun..
  • YENİ ÇIKANLAR
  • Siz hangisine inanırsınız?
  • Tükeneceğiz..
  • Buz Sanatı..
  • Piliç Muhabbeti :)
  • Yağmurum Ol…
  • 

    Yorumlar 1

    • 1. Meltem  |  12.11.2007 at 5:41 pm

      geçen sezon izlediğim ve en beğendiğim oyunlardan biridir oyunculuklar ,konu hepsi gerçektende çok güzeldi şu sıralar tekrar oynanıyorsa(ki bilmiyorum ) tavsiye ederim..

    Hadi Yorum Yazalım

    Gerekli

    Gerekli, gizli

    Yeni yorumlar e-posta ile bildirilir.


    SON 10

    GÖRÜLESİ SİTELER