Eskişehir’de yaşayan son İstiklal Savaşı Gazisi Yakup Satar(110),Hacı Seyit Mahallesi Duatepe Sokak’ta bulunan evinde dün gece vefat etti.6 çocuk ve 50′ye yakın torun sahibi olan Satar,kalp ritmi bozukluğu ve idrar yolları enfeksiyonu rahatsızlıkları sebebiyle tedavi görmüştü.Satar bugün toprağa verilecek :(

Ne olur mevsime düşen cemreler ve tomurcuklanıp çiçeğe dönüşen dallar adına gül artık…
Sabahın erken saatleri ve dilimde gül deyişim… Burnumda gül kokusu. Gecelere sığmayan hüzünleri gündüzlerin potasında eriteceğim diye selamladım şafağı!
Bu ilk sensiz baharım değil biliyorsun ve ikincisi olmakla da kalmayacak. Daha kaç bahar karşılarım sensiz? Bilmiyorum! Gecenin en kuytusunda, seni saklamaktan yorulsam da, aydınlıklar bile dinlenmeme imkân vermiyor ve yokluğun ağır bir yük olmuş olsa da. Karanlığı gecelerden toplamak biriktirmek ve gündüzlere serpiştirmek, yok etmese de var olanı. Gördüm, sevdim, yaşadım ve anladım. Sanırım artık yaşananlarla devam etme zamanım sevgili anladım. Yazının tamamını okuyun »

Bilsem, şu an neredesin,
Kiminle ve ne haldesin,
Sen de bilir misin,
Ne çok özlenmektesin…
Gezdiğim yerde,
Gördüklerimde,
Bilir misin, hep seni hissederim…
Kimbilir neredesin.
Belki bir ağacın dibinde,
Belki bir yolda yürümektesin.
Ya da evinde, beni düşünmekte… Yazının tamamını okuyun »

1 Nisan yaklaşırken, online Şaka Müzesi, şimdiye dek anglo-sakson basınında yer almış 10 şakayı yayımladı.
ANKARA - “İyi şaka yapmanın zor” olduğunu söyleyen hayali ve sanal müze “museumofhoaxes.com” yöneticisi Alex Boese, listeye bu yıl yeni giren olmadığını belirterek, “1 Nisanda yapılacak iyi bir şakanın” listeye girebileceğini söylüyor.
Haberin devamı
“Şakanın, insanları inandıran komik ve ender rastlanan ögelerin kombinasyonu olması gerektiğini” söyleyen Boese’nin listesi şöyle: Yazının tamamını okuyun »
“GÖĞÜ İNSANLARINA BİR KEZ OLSUN GÜLMEYEN ŞEHRE”
Nasıl da uçup gitti elimden, şu koskoca dört yıl. Hiç korkmaksızın gözlerimi kapatarak girdiğim bu şehirde, gözlerimi açmaya cesaretim yok şimdi. Korkuyorum, kaybettiklerimin sayısının, kazandıklarımı ezmesinden korkuyorum. Biliyorum ki, o vefalı kirpikler biraz aralansa bitecek her şey, hiç başlamamışken daha…
Sustuğum onca yıl nasıl da kayıp gitmiş, ömrümün hiç mavi olmayan asumanından. Nasıl yıpranmış daha gençken yitirdiğim bu bedenim, bu eller bu gözler…
Hiç alışamam, hiç duramam dediğim bu kente, bu kara suratlı Karadeniz’e nasıl da alışmışım.
Dersti, kitaptı bunlar benim işim değil dediğim şu sınıfa nasıl alışmışım. Nasıl onca anımı, onca bakmaya kıyamadığım güzel şeylerimi emanet eylemişim.
Şimdi zamanın bittiğini, yolun yollara bölündüğünü bilmek istemeyeceğimi nasıl hiç düşünmemişim.
Biz bitmişiz, bitmiş her şey… Yazının tamamını okuyun »
Tam da yatağıma uzanıp , huzurla yakın arkadaş bir uykuya kapatmak isterken gözlerimi !
Hafızamın seni hala içinde barındıran kısmını kaybetmek istiyorum ..
Hep yanımda taşıdığım bir eşya gibi , bir anlık bir dalgınlıkla onu bir yerlerde unutmak ,
Sonra nasıl olsa bulamam diyip hiç aramamak , zaten yokmuş aslında hiç olmamış saymak …
Sen gittiğinde de böyle olsaydı keşke aklımın haritasında kendime çizdiğim çıkış yolları !
Onca gözyaşı akmasaydı yeşilimden ..
Ve bilmeseydim keşke - asıl içimde , içinde yüzdüğüm bir deniz - olduğunu !
Çocukluğuma ait bir anı canlanıyor gözlerimde ,
Annem sesleniyor arkamdan ” çok açılma kızım , boğulursun ”
Ve içimdeki deniz ……. Yazının tamamını okuyun »
Bulutlara dolaşmış bir uçağın, rüyalarında “hava limanlarını” görmesinden ne farkı var ki; burnunun, sabahları “kızkulesi” diye sızlamasının?..
Kızkulesi,,, mıknatısındır;
Seni bana bağlı kılan!..
*
Kaybolmuş gemiler için; uzaak, zayııf, cılıız, titreek, soluuk ve soğuuk bile olsa, bir deniz feneri ışığının ne demek olduğunu anlıyor musun şimdi?..
Duyuyor musun, soğuğu?..
Üşüyor musun, korkuyor musun; titriyor musun?..
Hadi, dokun sesime!..
Tut, nefesimi; ve oğuştur, ısıt ellerini!..
*
Savrulurken dalgaların arasında;
Ne altından geçsin “Hüdâyi yolu”, ne üstünden…
Sen de geçme;
Koy gönlünü, huzûra!..

İnsanlar, bir varmışş,
Bakmışsın, bir yokmuşş…
Hayat türküsü işte,
Düşününce…
Çalış, gül, eğlen,
Hiç ölmeyecekmiş gibi…
Hayat türküsü işte,
Düşününce… Yazının tamamını okuyun »




