Apr 24
Yine Sana seslenicem…
Senin kim olduğunu hiç bilmeden,
Senin kim olduğunu en çok bilerek,
İsyankar zambakların, çılgın nilüferlerin,
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin,
Dudak kıvrımlarına yoldaş olucam.
Sarı bir hüzün, kızıl bir gurur ve
Siyah bir öfkeyle konuşucam sana…
Sana oklardan değil, yaydan bahsedicem,
Gülün dikenlerinden değil,
Gülleri ve dikenlerini doğurmaktan yorulmayan,
Topraktan söz açıcam.
Akan su gelmicek kelimelerime,
Suyu şefkatle kucaklayan sessiz taşların canını yakan
Damlaları dillendiricem.
Yine sana seslenicem, senin kim olduğunu hiç bilmeden,
Bilmek istemeden… Yazının tamamını okuyun »
Apr 23

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.
Atatürk, 23 Nisan 1924′te ‘23 Nisan’ gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979′da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir. Yazının tamamını okuyun »
Apr 22
Tarık Mengüç - Abel Xavyer

Serdar Ortaç - Jet Lee
Yazının tamamını okuyun »
Apr 22
Kategori: Yazılar Yazar: Admin

Dost musun? Öyleyse canın canımdır…Aynan olmalıyım…
Yüzüne söyleyebilmeliyim her seyi…Hem sakınmadan, mertce…
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,Ne sekil gelirse, öylece…
Hazırım tüm ictenligimle konusmaya, ama,Seni de dupduru isterim karsımda…
Dostsan
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!Arkamdan sikayetlenme!
Yigit ol! Gerekirse yigitçe azarla, cekinme!
Lâf degil, icraat beklerim senden!Öyle bak ki, hislerini görebileyim…
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim…Sevmem, ölenin ardından agıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her sey…Kulak duyarken anlatılmalı…
Göz bakarken bakmalıyım sana…
Can sag iken sarılmalı…Keskelere meydan vermemeli hayatım,
Pismanlıklarla yogrulmamalı….
Hayır! Yazının tamamını okuyun »
Apr 21
I wanna share my dreams
Wanna share with you
On the wings of love
Like dreamers do
Touch your heart -
You’re the queen of broken hearts
Oh we are daytime friends -
And nighttime fools
Wanna play this game -
You break the rules
Tears of love are frozen tears
Yazının tamamını okuyun »
Apr 21

Gün bitti, güneş battı, geceye doğan bir karanlık var
Bir yanda rüzgârsız salınan deniz,
Bir yanda fırtınadan geriye kalan yırtık yapraklar
Yüzlerde yılların kaleminden derin bir çizgi
Göz bebeklerinde çaresizliğin gözyaşları var
Gün bitti, güneş battı, yıldızlar günahkâr ellerini aya açtı
Bir yanda şehirden yükselen dumanlar
Bir yanda sigaraların zamansız küllenen izmaritleri
Şakaklarda sinsi bir beyazlık,
Kafataslarından dökülen ömürler
Ve alınlarda kırık umutların çerçevesiz resimleri var Yazının tamamını okuyun »
Apr 21
Kategori: Yazılar Yazar: Admin

Yitirişlerin, yorgunluğun, tükenmişliğin ardından bir zaman dilimi yaşamak kendine dokunmadan.İçindeki senin anlamına dokunamamak,esir olmak kendine.Yalnızlığa gebe bir zaman dilimi bu..SEN varsın ama KENDİNDEN UZAĞA DÜŞMÜŞ BİR SEN; ne hislerin,ne gülüşlerin, ne sözlerin, nede yaşamın bir anlamı yok.Hani tüm yorgunluğunla buğulu bir camın ardından bakınca gökyüzüne, gökyüzüde yorgun gelir ya insana görünüşte…
Geçmişin yükünü talip olmuşcasına taşıyorum omuzlarımda ve hayatın önüme çıkardığı yokuşları tırmanmaya gücüm yok.Daha kaç mevsim yaşarım geçmişin yüküne esir oluşumla…yitirişlerime ,kırgınlıklarıma,haksızlığıma,anlamsızlığıma ne kadar esir kalırım…
Gözlerimin boşluğa bakışındaki anlamsızlığıyla üşüyor yüreğim.Tüm yenilgilerimin acısı yüreğimdeyken ne kadar zor kendimce ben olmak.Ama sonrası yokki..bugünümü yaşamam için geçmişin hamallığından vazgeçmeliyim.. Yazının tamamını okuyun »
Apr 21
Kategori: Yazılar Yazar: Admin

kırgın durduğuma bakma, aslında bende her şey aynı. hüzünlere olan bu bağlılığım, eskiden kalma. hüzünler biraz daha sanki bana benziyor.
“hiç değişmeyeceksin” diyor bir dostum. bu söz , tarifi imkansız bir mutluluk veriyor bana. aslında yeni bir başlangıç için; yaşım ve rüzgar müsait. ama gerekli dermanı dizlerimde ve yüreğimde bulamıyorum. yokuşları çıkarken yaşıma yakışmayan bir daralma oluyor nefesimde. bu darlıkta neyi değiştirebilirim ki? yaşım daha küçük yüreğimden.
ben aslında rüzgar olsam, hep doğudan eserdim.
ben aslında, hayatın sayfalarına ölüme dair dipnotlar hiç düşmedim.
ben aslında, bir gün kapımın umuttan yana çalınacağına emindim.
ben aslında, hayat ile hayali hep birbirine karıştırırdım.
ben aslında anladım, yaralarıma uzanacak ellerin çok uzak olduğunu.
ben aslında anladım, cami avlusuna terk edilen kundaklık bir çocuktan bir farkım olmadığını. Yazının tamamını okuyun »