Mar 03
Kadın bir çiçektir. Papatya kadar saf, gül kadar kokulu, menekşe kadar renkli. Hatırlanmak ister kadın. Değerli olduğunu bilmek, sevildiğini hissedebilmek için. İçten bir öpücük, tatlı bir çift söz, ya da sıcacık bir dokunuşla. Ama inanın (!) hiçbiri yürekten yüreğe sevgiyle sunulan tek bir çiçeğin yerini tutamaz. Duyguları çiçeklerle anlatmak: coşmakla, ağlamak arasında gizli bir duygudur kadında.Gözbebeklerinin mutluluktan kocaman olduğu ve gülümsemenin kendisine en çok yakıştığı andır bu an. İncelik bir kadınla yaşanır, çiçekte ise doya doya izlenir.
Kadınlar gününe özel çalışma hazırlayıp harikayaa.comsitesinde ÜCRETSİZ yayınlama hakkı verdikleri için teşekkür ederim.
Sunumax Kadınlar Günü tıkla ve sende sitene ekle.
Teşekkürler Sunumax.
Feb 20

Renkler yaydıkları titreşimler sayesinde yaşamımızda düşündüğümüzden daha da önemli bir yere sahipler. Gün içinde gözünüze takılan herhangi bir renk içinizi karartabilir, sizi neşelendirebilir, sakinleştirebilir ya da gerginlik yaratabilir. Kıyafetlerinizde sıkça kullandığınız renkler…
Dile Gelen Renkler Karakteriniz ve Sağlığınız Hakkında Neler Söyler?
Renkler yaydıkları titreşimler sayesinde yaşamımızda düşündüğümüzden daha da önemli bir yere sahipler. Gün içinde gözünüze takılan herhangi bir renk içinizi karartabilir, sizi neşelendirebilir, sakinleştirebilir ya da gerginlik yaratabilir. Kıyafetlerinizde sıkça kullandığınız renkler karakterinizi, zihinsel süreçlerinizi etkiler. Örneğin sıklıkla kırmızı renkteki giysileri tercih eden biri saldırgan ve atak olurken, iş toplantılarına sarı gömlek giyinerek gidenler zihinsel güçlerini artırırlar. Renkler kimi zaman gününüzün daha iyi geçmesini sağlarken, kimi zaman da insanlarla ilişkilerinizin hiç sebepsiz yere kötüye gitmesine sebep olabilir. Hem de siz hiç fark etmeden…
Renkleri, bazı hastalıkların tedavisinde şifa veren bir güç kaynağı, bir terapi şekli olarak kullanabiliriz. Her rengin kendine özgü bazı tedavi edici özellikleri vardır. ‘Renk Terapisi’ metabolizmada denge sağlamak için renklerin enerjilerinden faydalanma prensibine dayanır. Ruhsal dalgalanmalar vücudumuzdaki enerji merkezleri olan çakralarda enerji dengesizliği oluşturur. Bu durumda belirli bir rengin fazlalığı veya azlığı söz konusudur. Renkler kullanılarak vücudun bozulan dengesi tekrar sağlanabilir. Renklerin çevrelerine yaydıkları titreşimler, vücudun elektromanyetik ışınımıyla doğrudan bir etkileşim içindedir. Bu titreşimler çakralar tarafından emildikten sonra omurgaya iletilir. Omurgaya ulaşan titreşimler, sinirler yardımıyla gerekli organlara ve dengesi bozulan sistemlere taşınarak fiziksel rahatsızlıklara yol açabilecek olan duygusal ve zihinsel şikayetler en aza indirilir.
İşte ‘Renk Terapisi’ çerçevesinde renklerin dili ve yaşamınız üzerindeki etkileri: Yazının tamamını oku »
Feb 19

Mevlana’nın söylediği ve günümüze kadar insanlığa ışık tutan sözlerinden bazıları:
izafet.Com - Mevlananın Sözleri…
· Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
. Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
. Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
. Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
. Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
· İsa’nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
· Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
·O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
· Genişlik, sabırdan doğar. Yazının tamamını oku »
Feb 19

Bir zamanlar bir ağaç varmış ve küçük bir çocuğa aşık olmuş Ve küçük çocuk her gün gelmeye başlamış… Küçük çocuğa yapraklarını uzatmış sevgi ile… verebileceği ilk şey miş Küçük çocuk yapraklardan taç yapıp kendini ormanın kralı ilan etmiş Küçük çocuk ağaca tırmanmış ve….. Dallarında sallanmış Küçük çocuk lezzetli elmalardan da yemiş Ve Küçük çocuk ile ağaç saklambaç bile oynamışlar.. Küçük çocuk yorulunca gölgesinde uyumuş ağacın Ve Küçük çocukta ağaca aşık olmuş O kadar çok ki !!!!!! Ağaç artık mutluymuş Fakat acımasız zaman hızla geçiyormuş Ve Küçük çocuk artık çok büyüyüp başkasını bile bulmuş Ve sonunda ağaç yalnız başına kalmış Sonra bir gün o Küçük çocuk geri gelmiş ağaç ise “ haydi gel dallarımda sallan , elmalarımdan ye , saklambaç oynayalım ,gölgemde bile uyursun “ “ben artık büyüdüm o dediklerini yapamam” bana biraz para verirmisin;?” bunları sana söylemek istemezdim. Ağaçta; o zaman sende benim elmalarımı al ve onları kasabada sat böylece sana para vermiş olurum Ve Küçük çocuk tüm elmaları toplamaya başalmış Ağaç ise mutluymuş… Küçük çocuk aradan uzun süre geçtikten sonra gelmiş tabi ağaç etkilenmiş bundan ve o nu görür görmez hemen “ haydi gel dallarımda sallan , elmalarımdan ye , saklambaç oynayalım , gölgemde bile uyursun “ demişağaç çocukta; Yazının tamamını oku »
Feb 13

Milattan Önce Dördüncü Yüzyıllarda yaşayan ve kendini aşka adadığı için devrin kralı tarafından ölüm cezasıyla cezalandırılan Aziz Valentine, ya da “Valentius” veyahut “Valentinian”… İşte bu farklı isimler ile anılan fakat kendini aşka adadığı konusunda birleşilen kişi adına kutlanıyor bugünkü sevgililer günü. Yani o bu günün bir sevgililer günü olarak kutlanmasına ön ayak oldu diyebiliriz.
Aradan 2500 yıllık bir süre geçtiği göz önüne alınırsa sevgililer günü anlayışında ve sevgililer günü adetlerinde değişiklikler olacağı muhakkak farkedilmiştir. Yaşanılan yörenin ve içinde bulunulan toplumun adetlerine göre şekillenen sevgililer günü adetleri gün geçtikçe ilginç bir hal almaya devam etmiştir.
Bu ilginç adetlerden birkaçından bahsedecek ve onları inceleyecek olursak değişim farkına varacağız. Söylenene göre ilk sevgililer günü adeti, Aziz Valentine tarafından oluşturulan çekiliş torbasına kız ve erkek isimleri yazılır ve atılırmış. Torbadan sana çıkan isim ile bir yıl boyunca sevgili olurmuşsun…
Daha modern bir inanışa göre de 14 şubat günü radyo veya televizyonda duyduğun ilk erkek ismi bayanlar için hayatının aşkı, erkekler için de ilk bayan ismi hayatının aşkı olacakmış.
Bir diğer yöresel adet de, İngiltere kırsallarındaki bir bölgede el ile yapılan “aşk kaşıkları”… Tahtadan yontulan ve üzerine desenler yapılan bu güzel hediye, her sevgililer gününde yani her 14 şubatta sevgiliye armağan edilirmiş… Ve herkes birbirinden daha hoş aşk kaşıklarını yapmak için çabalarmış… Yazının tamamını oku »
Feb 09

Sunumax.com web sitelerini canlandırmakla kalmıyor blog siteleri için de Ücretsiz olarak özel günlerimize küçük süprizler yapıyor. Canlı sunumlarla gerçekleştirdikleri çekimlerin yanı sıra SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL sadece gözlerin konuştuğu bu harika videoyu sizlerde sitelerinize eklemek için 14 Şubata Özel yazısına tıklayarak kodları görebilirsiniz.
Sayfamızın sağ tarafında çıkan güzel Sunumları için. Teşekkürler Sunumax.com
Jan 25

nişan ( Türkçe )
1. Nihai evlilik öncesi yapılan bağlılık yemini.
2. Silahla ateş etmeden önce yapılan işlem.
engagement ( İngilizce )
1. nişanlanma.
2. savaşa girmeden hemen önceki an.
Sonuç: Hem türk hem anglikanlara göre, evlilik=savaş.
Kabul ediyorum kötü bir giriş yaptım. Peki, söz yüzükleri takılıp kırmızı kurdela ( sanki mağaza açılışı yapılıyor mübarek:) ) kesilmeden önce ailenin mümkünse en yaşlı, en muhafazakar ve en çok sayılan bey babası bitmek bilmeyen bir konuşma yapar. Ne demek istediğimi çok iyi anladınız:) Acaba böyle bir giriş mi yapmalıydım;
Efendim bildiğiniz üzre Cenab – ı Zül Celal Hazretleri Havva annemiz ile Adem babamızı yaratmıştır. Peki sizce neden birini dişi birini erkek olarak husule getirmiş? Elbette…… Şaka lan böyle bir girişte yapamam sonu gelmez, mide fesatı geçirmenizi istemem, keza çok hakim olmadığım bir konu hakkında karakter sınırlarını şimdiden zorlamaya başladım. Neyse, ne diyorduk;
Nişan… Evet, Arif Susum’ ın bir şarkısı geldi aklıma:) - evlilerde sevebilir – ahaha valla durduramıyorum kendimi. Öyle güzel bir malzeme ki, neresinden tutsam bir espri yakalıyorum.. Tamam bu sondu, suyunu çıkarmaya başladığımın farkındayım..
Lady is centilmen bugün bu satırları yazmamın nedeni, hepimizin yakinen tanıdığı iki güzel insanın yıllar önce başlayan arkadaşlıklarının farklı boyutlara taşınması ve resmiyet kazanıyor olmasıdır. Evet söz konusu çift Meltem Hanım ve Cevdet Beyler’ dir. Biri bana geçen sene gelişmelerden bahsetse ve her şeyin bu kadar hızlı olacağını duyursa tabiki inanmazdım, fakat gençler kendi aralarında anlaşmış:) söz söylemeye ne hacet.
Konuyu fazla dallandırmadan ( dedikoduyu nişan da yaparız ) Meltem’ in bana verdiği yetkiye dayanarak sizleri önümüzdeki mart ayının 27’ sinde yapılacak olan nişan törenine davet ediyorum. Efendin Nişan’ da maktullere takı takıyor muyduk, acaba ne giysem, kim kiminle nerde ne yapmış tarzı magazinsel soruların cevabını yorumlarda bulacağınızı ümit ediyorum. Adresi de vermeyeceğim, bi zahmet Meltem’ i ve Kadim dostum Cevdet beyler’ i arayarak hem tebrik edin, hem de yer mekan medfumuna ilişkin bilgiler alın.
Bitti!
Jan 24

Lambayı yakma, bırak,
sarı bir insan başı
düşmesin pencereden kara.
Kar yağıyor karanlıklara.
Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
Kar…
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar…
Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
altında yağan karın.
Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.
NAZIM HİKMET