NUMBER -5-
We Ride
NUMBER -4-
A Girl Like Me
“Viral Marketing” denen icadın hoş uygulamalarından biri ;)
Seviligi avukat abimiz Kadir’e teşekkürler. Bir gönderiyor pir gönderiyor..
İnsanların uçabilmesi hep illüzyon gösterisi olarak yorumlandı. Ancak Amerikalı Chris Angel, mucizevi bir şekilde havalanıp, bir çatıdan öbür çatıya uçabiliyor.
Üstelik, David Coperfield ya da David Blaine gibi bir sihirbaz değil. Bu özelliğiyle bilimadamlarının da ilgisini çeken Chris, uzun süren bilimsel araştırmalara tabi tutuldu. Chris’in yaptıklarının tamamen gerçek olduğunu açıklayan bilimadamları, şaşkın. Beyin enerjisi ile yaratılan bir çeşit yerçekimsiz ortam sayesinde ‘havada asılı durmanın’ mümkün olabileceğini belirten bilimadamları, ‘beyin enerjisinin nasıl oluşturulabildiği’ sorusuna ise henüz yanıt bulmuş değil.
Not:Konuyla ilgili yazılar Haber3.com’dan alınmıştır.
(Duygu yoğunluğu ile geçen birgeceden kaleme dökülenler umarım beğenirsiniz.. yazının sonundaki video da bulunan şarkıyı dinlediğinizde daha çok seveceğinizi tahmin ediyorum.)

Hayat bana sınırlı bakıyordu!
sahip olmak isteyip de olamadığım yüzlerce şey arasında en büyük hazinem sendin
Vardın yanımdaydın ellerin ellerim de, gözlerin gözlerimdeydi
Ben gene müsriflik ettim ve sahip olduklarımı elimde tutmadım ..
Şimdi sana desem ki;
Hiçbir şeyim yok senden başka,
Yani ölesiye zenginim
Teslim olalım gel bu aşka
Belli ki ben senin kaderinim..
Yaptıklarım aldıklarımın karşılığıydı sen bana cömert ben sana dik başlı oldum seni yaraladım ama içten içe yanıp kül oldum .. varlığında umursamadığım zamanlara şuan o kadar hasretim ki ve ben sana şimdi desem ki; (devam »)

Sen bir kitap kapağı gibi kapamışken adımı, ben her sözcükte seni okuyorum harf harf…
Tümcelerimin boyun büküşlerine aldırma yar!
Gözü yaşlı satırlarımın k(c)an döküşlerinde büyütüyorum keşkelerimi…
Harflerimin ayağı kayıyor uçurumlarından.
Oysa sen bir liman sakinliğiydin yüreğime…
bir gün batımı huzuru…
uçsuz bucaksız bir özgürlüktün mavilerime…
ateşe verdin kıyılarımı apansız, sinsice…
züleyha’nın kaderine razıydım Yusufsun diye…
peşinden koşmaya, kınanmaya, dile düşmeye…
nerden bilirdim dil(in)den düşeceğimi?
Bir sözünle ateşe verdin uğruna ödenen bedelleri…
Gitme demem, git şimdi!
Bir metalin içine bindirip vedalarını, son bir kez kokunu çekmeden tiryakiliğim, son bir kez düşmeden kollarının girdabına, bir buseyi çok görüp alnıma, en kara yazgıları sür de git!.. (devam »)

(9 oylama, puan: 4.78







