» Efsane

Medusam

Kategori: Efsane, Şiirler - Yazar: boga2003 - 26.07.2008

013.jpg

şimdi
simsiyah gecelerde yolunmuş saçlarımda
seninkini aratmıyor lanetim Medusa’m..

yılanlarım,
dokunduğunda bir el saçlarıma,
zehirliyor kalbimi..

ve kılıcını çekmiş bir şövalyenin
tüm meydan okumasına rağmen
aşk dediğin o hediye
her damla gözyaşımda
kan tükürtüyor ağzımdan!

(devam »)


Yorum yaz (0)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (2 oylama, puan: 4.5
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

03.jpg

Ferdinand Porsche 1923 yılında ürettiği Mercedes’le Targa-Florio yarışında şampiyon olur. Kompresör tasarımlarıyla Mercedesler 225 hp güce ulaşır, rakiplerine açık ara fark atarlar ki buna hasımlarının hayali bile ulaşamaz. Stuttgart Teknoloji Enstitüsü, Ferdinand Usta’ya hakkını verir, “hani diploman” diye sormaz ona “fahri doktorluk” unvanı bağışlar. F. Porsche her ne kadar yarış pistlerinde dolansa da halk için “küçük araba” üretme sevdasından kurtulamaz. Küçük dediysek öyle uyduruk kaydırık değil, büyükleri gibi kaliteli ve dayanıklı bir seri yapmayı arzular. O yıllarda otomobil üreticileri gösterişli arabalar peşinde koşar, sadece zenginlere hitap etmeye bakarlar. F. Porsche, 1929 yılında Daimler’e, daha sonra Benz’e (bu ikisi bilahare birleşip Mercedes olurlar) bir “halk arabası” projesi sunar. Lâkin patronlar bu işten para kokusu alamaz, “Ferdi”yi başlarından savarlar.

Derdini anlatamaz
(devam »)


Yorumlar (1)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (1 oylama, puan: 5
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Hızlı Traktörcü F. Lamborghini

Kategori: Efsane, Yazılar - Yazar: boga2003 - 18.06.2008

02.jpg

Ekim 1879… Yer İspanya… Ünlü çiftçi Joaquin del Val di Navarra elceğizi ile büyüttüğü “Murcielago” adlı boğasını çok sever ve onu diğerlerinden ayrı tutar. Bu hayvan hemcinslerine uzun boyu ve güçlü adaleleri ile fark atar. Kaldı ki daha zekidir ve postu kadife gibi parlar. Muhteşem cesametine rağmen bebek yüzlüdür, sevildiğini anlar.
Elinden sayısız buzağı geçen Sinyor Navarra sıradan hayvanları öldüren matadorlara çok kızar, hatta bir ara laf arasında “eğer” der, “karşılarına Murcielago gibi bir boğa çıksa kaçacak delik ararlar.” O günlerin ünlü matadoru Rafael Molina Largertijo bunları duyar ama güler geçer, işine bakar.
Hadise bu kadar basittir ama bahis oynatanlar mevzuyu abartır, leş kargaları gibi didiklemeye başlarlar. İki tarafa da zarf atar ve “yoksa korkuyor musun” deyip nasırlarına basarlar. Nitekim olmayan lafları taşıya taşıya zemini hazırlar, Murcielago’yu arenaya çıkartmayı başarırlar. O kuzu gibi hayvanın sırtına oklar şişler saplar zoraki kudurturlar.

(devam »)


Yorumlar (1)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (2 oylama, puan: 5
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

110 Yaşındaydı…

Kategori: Efsane - Yazar: boga2003 - 3.04.2008

0202.jpg

Eskişehir’de yaşayan son İstiklal Savaşı Gazisi Yakup Satar(110),Hacı Seyit Mahallesi Duatepe Sokak’ta bulunan evinde dün gece vefat etti.6 çocuk ve 50′ye yakın torun sahibi olan Satar,kalp ritmi bozukluğu ve idrar yolları enfeksiyonu rahatsızlıkları sebebiyle tedavi  görmüştü.Satar bugün toprağa verilecek :(


Yorum yaz (0)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (5 oylama, puan: 4.2
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Sıfırdan Zirveye Soichiro Honda

Kategori: Efsane, Yazılar - Yazar: boga2003 - 19.02.2008

honda1.jpg

Geçen asrın başları… Rus-Japon savaşının sürdüğü yıllar. Soichiro Honda, zor geçinen bir ailenin 9 çocuğundan biridir. Evet okusa fevkalade bir mühendis olabilir ama bu fukara tıfıl kimi ilgilendirir?
Babası hiç olmazsa karnı doysun diye onu Tokyo’da bir garaja verir. Soichiro henüz 15 yaşındadır ama daracık alanlara arabaları park etmekte zorlanmaz. Bu sevimli makinelerle adı konmayan bir dostluk kurar. Boş vakitlerinde kırık dökük kağıtlara, otomobil resimleri karalar, kendince dizayn filan yapar. Hayatından memnundur ama Büyük Kanto Zelzelesi (1923) ile garaj yerle bir olur, koca enkazdan sadece iki kişi (biri Soichiro) sağ çıkar.
1. Cihan Harbi sonrası Japonya’nın hali içler acısıdır. Büyük bir petrol sıkıntısı yaşanır, arabası olanlar da marşa basamazlar. Trenler salkım saçak insan taşır, otobüsler güvenli olmaktan çıkar. O günlerde bisiklet tamirciliği yapan Soichiro insanların bir vasıtaya olan ihtiyacını iyi yakalar. Mikuni marka minik motorlardan getirtip bisikletlere takar. Bunlar güçsüz ve gürültülüdür, hem baca gibi duman çıkarırlar. Yokuşları ancak pedal desteği ile tırmanırlar. Ancak müşterileri elde para sıraya girer, hatta yarın önde olabilmek için kapıda yatarlar. Bakar talebe yetişmek mümkün değil, çim biçme makinelerinin motorlarını bile kullanmaya başlar.
(devam »)


Yorumlar (2)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (Puan ver)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

marlon-karizma.jpg

Marlon Brando Jr. aynı adla anılan bir babanın oğludur. 1924 yılında Omaha’da doğar, bu zor bir doğum olur, zira aksi veled annesinin karnında da ters durur ve ebesini çok yorar.
Ablaları Jocelyn beş, Frances iki yaşındadır her halde karizmalarını çizen cici bebişten pek hoşlanmazlar.
Bu evde herkesin lâkabı vardır ona da “Bud” adını yakıştırırlar. Annesi Dorothy Pennebaker, ismini neonlarla yazdıracak yumuşaklıkta bir sese sahiptir, gelgelelim henüz kahvaltı yapmadan içmeye başlar ve düştüğü yerde sızar… “Çakırkeyif” olunca, kapı gıcırtısıyla bile oynar.
Babası diyar diyar dolanan bir seyyar satıcıdır, üç beş dolar kazandı mı kendini barlara atar. Cebindeki son kuruşu bile şişelere, fahişelere harcar. Zamparalığını saklamaz, kızlarının ve oğlunun neler hissedebileceğini hiiç umursamaz. Zorbadır, itirazdan hoşlanmaz ve dediğini mutlaka yapar.

(devam »)


Yorum yaz (0)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (2 oylama, puan: 5
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

leonardo1.jpg
Da Vinci Şifresi kitabı ve filmiyle gündeme oturan Leonardo da Vinci bir Ortadoğulu kölenin oğlu çıktı. Hayatının bir kısmını Anadolu’da geçirmiş Da Vinci, 1482 Erzincan depremini görmüş olabilir mi? Memlükler için mühendis olarak çalıştığı iddiası ne kadar doğru? 
  
****

Hepimizi aldatmış!’ diye bağırıyordu Langdon. “Bizi, hepimizi ve bizim üzerimizden bütün dünyayı aldatmış!”

Sophie Neveu* başını Codex Atlanticus’a gömmüş Langdon’u seyrediyordu. “Kim?” diyebildi.

“Dan Brown! Başka kim olabilir? Benim, senin, bizim seçilmemiz tesadüf değildi. Bir simgebilim profesörü ve bir kriptolog! Tabii ki anlattığı her şeye inanacaktık. Dinlerinden memnun olmayan, ‘hakikat bir yerlerde gizleniyor olmalı’ diyen milyonlar da bizi takip edecekti.”

“Neler söylüyorsun sen?” diye direndi Sophie. “Ne demek aldatmış? Kutsal Kâse yalan mıydı diyorsun? Son Akşam Yemeği tablosundaki işaretler, Mona Lisa’nın anlattığı sırlar, Sion Tarikatı… Yalan mıydı bunlar?”

Robert Langdon “Nasıl oldu da bu oyuna geldik” dercesine başını salladı. “Leonardo solaktı Sophie… Solaktı ve Ortadoğulu bir kölenin çocuğuydu. Bu her şeyi açıklıyor. Geri kalan her şey Dan Brown’ın sivri zekasının ürünüydü.”

“Ama ya Sofia! Eskinin hikmeti! Kripteksteki şifreler? Her şey o kadar güzel oturmuştu ki üst üste. Hem Leonardo’nun solaklığı neyi açıklar? Sion Tarikatı’nın lideri değildi, solaktı… Ne demek bu?” (devam »)


Yorumlar (1)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (4 oylama, puan: 4
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Mona Lisa Efsanesi

Kategori: Efsane, Yazılar - Yazar: Meltem - 29.01.2008

mona_lisa.jpg
Dünyanın en meşhur portresi olduğu şüphe götürmeyen Mona Lisa tablosu bu ününü kendi ihtişamından dolayı değil, onu tasvir eden metinlerin ihtişamından dolayı kazandı. Leonardo da Vinci binlerce sayfalık notlarında bu tablodan hiç bahsetmemişti. Yapıldığı dönemde o kadar sönük kalmıştı ki sanat tarihçileri tablodaki kadının gerçekte kim olduğunu kaydetme ihtiyacı dahi hissetmemişti.

İlk defa Vasari’nin 1550 yılında yazdığı Da Vinci biyografisinde ise tabloya methiyeler düzülmüştü. Vasari tablodan daha ziyade tablodaki kadınla ve Leonardo’nun kadının bu yüzündeki ilginç gülüşü dört yıl boyunca nasıl tuttuğu ile ilgilenmişti. Tablodaki kadının kimliğinin kaydedilmemiş olması Mona Lisa’nın şöhretinin ilk sebebi oldu. Floransalı bir tüccarın karısından, Da Vinci’nin annesine kadar isimler üzerinde spekülasyonlar yapıldı. L. Roger-Miles bunun bir portre olmadığını, tamamen mesaj yüklü alegorik bir tablo olduğunu söylüyordu. 18. yüzyılda tablo yeniden ilgi çekmeye başladı. (devam »)


Yorumlar (1)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (1 oylama, puan: 5
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Ronaldinho

Kategori: Efsane, Sanat, Video - Yazar: emremer - 6.09.2007

Avukat Kadir Abimizden “Süper hareketler tam harikayaa’lık” şeklinde bir mail geldi. İlk açınca bir futbol videosunumu harikayaa’lık diye göndermiş diye önce burun kıvırmıştım. Ama yok bu öyle değil.
Üst üste 4 defa gol atmadan, out’a çıkarmadan kale direği ile paslaşabilir misiniz?

ve.. bir Ronaldinho şov daha. İnsan başlarda güzel hareketler, iyi bir futbolcu diyor. Ortalarda ise kurnazlık ile çevikliği, futbol ile baleyi harmanlamış çok sağlam bir sanatçı diyesi geliyor.

Müzik: Offer Nissm Only You


Yorumlar (1)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (1 oylama, puan: 5
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Munzur Efsanesi

Kategori: Efsane - Yazar: Meltem - 27.07.2007

Derler ki, çok eskilerde bugünkü Tunceli ili Ovacık ilçesine bağlı Koyungölü Köyü civarında yaşayan bir ağanın işlerini yapan Munzur adında bir yanaşması varmış. Hızmette hiç kusur etmez çok becerikli ve başarılıymış. Ağanın bir dediğini ikiletmez, çobanlıkta tutda tarla tapan işlerine koşar, çift sürdüğü öküzlerin, iş gördüğü atların bakımını, beslemesini hiç aksatmaz, işine toz kondurtmazmış. Bağlılıkta, doğrulukta eşi bulunmaz, hiç bir canlıyı incitmez, hızmetinde kusur etmezmiş…
İş gördüğü atların, sabana koştuğu öküzlerin, Sütünü sağdığı koyunların otunu, yemini, suyunu vermeyi unutmaz en iyi bakımı uygularmış; Hayvanları hiç incitmez kışın ahırda rahat etsinler diye altlarına yumuşak samanlar serer, tımarlarını tamamlar, yere yattıklarında yanlarını acıtıp acıtmadığını denetler önce kendisi yatar bakarmış. Onları gözü gibi korurmuş… Bu tutumundan ötürü ağası da kendisinden çok hoşnutmuş.

O yıl yağışlar bol olmuş, toprak verime kavuşmuş, tarlalar tahıla durmuş. Harman zamanı ambar buğdayla dolmuş, Bahçeler, bostanlar meyveye durmuş. Koyunlar çift çift kuzulamış. Bu verim ve bolluk ağanın yüzünü güldürmüş. Sonuçta Munzur´un ağası hacca gitmeye karar vermiş. Yola çıkmadan önce de Munzur´u çağırtmış:
Bak oğul, yaşım erişti. Allah da verdi vereceğini. Hacca gitmek kaçınılmaz oldu artık. Evi barkı, malı mülkü, çoluk çocuğu sana emanet edip gideceğim. Sana güvenim tam, gözümü arkada bırakma, hızmetinde kusur etme. Beni mahçup etme, diyerek hanımına gidip helallık dilemiş… (devam »)


Yorumlar (1)   
1 Puan2 Puan3 Puan4 Puan5 Puan (1 oylama, puan: 5
Yükleniyor ... Yükleniyor ...

 
Kapat ×
E-posta ile paylaş
Sitenize ekleyin
Google Tollbar ile en son Harika yaa! konularını sitede olmasanız bile anında takip edin
Günlük takip için RSS abonesi olun
Cem Yılmaz x 6 = Mahşer-i Cümbüş. Cumartesi 23:59'da Fox'da.

Yüzyılın İyilik Hareketine
siz de katılın!
Harikayaa-Alexa Tollbar ile siteler hakkında bilgi alın ve istemeyen pencerelerin açılmasını engelleyin.Add to Technorati Favorites
Gizlilik | Kullanım Şartları | İletişim | Harikayaa.com, az sayıdaki Türkçe topluluk bloglarının öncülerinden biridir. Edebi yazılar, şiir, fotoğraf, resim, aşk, sevgi, kadın erkek ilişkileri, moda, kültür sanat, komedi, karikatür, video, müzik.. vb. geniş bir yelpazede hemen her türde; günlük hayatta "Harika yaa!" tepkisi ile karşılanan konuların paylaşımını amaçlar.