
Her geçen gün hayatımıza bir yenilik girmekte ve tüm bu yeni; ilginç değişik şeyler bazen farketmeden yaşam biçimimizi değiştirmekte… En önemlisi ise yemek yeme alışkanlıklarımız… Hergün yeni bir restoran açılmakta ve hergün hangi yiyeceklerin daha iyi ya da zararlı olduğu tartışılmakta. Günümüze şöyle bir baktığımız zaman hangi tip restoran olursa olsun porsiyon küçültmenin moda olduğunu görüyoruz. Mezeler ve tapas son günlerde oldukça revaçta. Artık mönülerde Snacks denilen bir bölüm var. Her şeyin isminin arkasında bir mini deyimi olduğu herkesin dikkatini çekmektedir eminim. Çikolata da bu yeni eğilimlerden nasibini almış durumda. Ama sütsüz çikolata tam bir krallık yaşıyor. Şimdilerde ufak ve çekici özel yapım çikolata satan dükkanlara rastlıyoruz. Kahve üzerine yoğunlaşmış pek çok kafe sokaklarımızı süslemekte. Sadece şarap ve puro satan dükkanların
artan sayısını da küçümsememek lazım. (devam »)
Şarkı Sözleri Videoda Olduğu İçin Ayrıca Yayınlamıyorum..

Sıcak bir Temmuz günü koşuşturarak nikah salonuna yetiştim. Benim çok sevgili çocıukluk arkadaşım evleniyordu. Beni de şahidi olarak seçmişti. Hemen yerime geçdim.Mutlu yüzler, kalabalık bir salon ve tahmin ettiğiniz gibi nikah memurunun gereksiz komik olmayan esprileri fakat ben farklı düşüncelere dalmıştım. Neden evleniriz ?
1- İleri yaşlarımızda yalnız kalmamak için mi ?
2- Geleceğimiz garanti altına almak için mi ?
3- Çocuğumuzu daha meşru bir hayatta olması için mi ?
4- Aşık olduğumuz İçin mi ?
5- Aile baskısı yüzünden mi ?
6- Başkasına karşı kızarak yapılan bir güç gösterisi mi ?
7- Düzenli bir hayatın olması için mi ?
8- Artık daha olgun bir birey olduğumuzu kanıtlamak ve sözümüzün dinlenmesi için mi ?
9- Soyumuzun devam ettirilmesi içgüdüsü mü ?
10 - Neden hayatımızı bir başkasıyla paylaşmak isteriz ?
11 – Evlilik Özgürlük ruhumuza aykırı değimliydi ?
12 - Evlilik neden kutsal ve önemli bir kurumdu ??
Sorularımın cevabını düşünürken yeni bir çok soruya takıldım ve çözüm bulamadım
Peki Sizce Neden Evleniriz ?
Gazi Kovan
Mart 1921 İnönü Ovası İnsanın İflahını kesen buz gibi bozkır ayazında Ethem Çavuş’un sırtı üşüyor, avuçları ise kızgın mermi kovanlarına çıplak elle dokunduğu için alev alev yanıyordu.
Top atışı on sekiz saattir durmaksızın sürüyordu. Ethem Çavuş, 75 mm’lik topu durmaksızın dolduruyor, her seferinde besmele çekip keşif kolundan bildirilen menzillere kıyamet yağdırıyordu.
Sandıkta kalan sondan üçüncü mermiyi aldığında bir an duraksadı. Merminin üzerine bir çaput sarılıydı. Çaputu sökerken avucuna kalem büyüklüğünde demir bir çubuk düştü.
Çaputun ve çubuğun anlamını çözmeye çalışırken sarı metalden mermi kovanına kazınarak yazılmış yazıya gözü ilişti. (devam »)
Bir derdim var artık tutamam içimde
Gitsem nereye kadar,kalsam neye yarar
Hiç anlatamadım,hiç anlamadılar
Herkes neden düşman Herkes neden düşman
Unuttuk hepsini, NUH’un nefesini
Gelme yanıma sen başkasın ben başka
Bir derdim var artık tutamam içimde
Gitsem nereye kadar,kalsam neye yarar
Hiç anlatamadım,hiç anlamadılar
Bak bu son perde, oyun yok bundan sonra
Işık yok hiçbir şey yok yok yok yok
Bir derdim var Bir derdim var
Bir derdim var Bir derdim var
Tutamam içimde
Bir derdim var artık tutamam içimde
Ne olur girme artık gecelerime
Yalnızlığım bile yine hep seninle
Ellerin ellerimi tutmuyor
Gözlerin beni sana hapsediyor
Bilmek yetmiyor, görmek yetmiyor
Varlığın beni kahrediyor
Farketmiyor, sensiz olmuyor
Yokluğun bile beni terkediyor
Sen vardın, sadece sen varsın
Yine de ben hiç yoktum aklında
Sen gördün, bir tek sen gördün
Yine de ben hiç yoktum aslında
Bilmek yetmiyor, görmek yetmiyor
Varlığın beni kahrediyor
Farketmiyor, artık olmuyor
Yokluğun bile beni terkediyor
Sevmek yetmiyor, ölmek yetmiyor
Yokluğun bile beni terkediyor…


(10 oylama, puan: 4.2
(4 oylama, puan: 4.25







