
* YoL verilmez, alınır. Eğer bir garajdan ya da otoparktan direkt yola çıkacaksanız, araçların size yol vermesini beklemek hayalcilik olur. Burada kural, bodoslama yola fırlamaktır.
Merak etmeyin, hızla gelen araçlar “Zınk!” diye duracaklardır.
* Mecbur kalmadıkça kimseye yol verilmez. Amaç ulaşılacak yere bir an önce varmaktır. Asla yol verilmez. Çok mecbur kalınırsa hafiften hız düşürülür. Yavaşlamanıza sebep olan araçlara bağırmak en tabiî hakkınızdır.
* Yeşil ışığın yanması asla beklenmez. Işıklarda beklerken vites asla boşa alınmaz. Birinci vitese takılır ve bir ayak debriyajda tutularak araba bağırttırılır, iyi bir istanbullu yeşilin yanacağını hisseder ve yanmadan geçer. Yeşil ışık birkaç saniye sonra nasıl olsa yanacaktır. Eğer ışıkta bekleyen diğer araçlar sizin önünüzdeyse, sarı yanmadan koraya köküne kadar basılır ve “Hadi be, yürüsene!” diye bağırılır. Yazının tamamını oku »
İçin Arşiv June, 2009

Yaratıcı ülkenin yaratıcı insanlarından çöp dökmelere karşı alınan önlemlerden birkaç adet…
İzmir’de bir çöp kutusunda “Buraya çöp atan sıkıyorsa biraz beklesin!”
Pendik’te bir duvarda “Buraya çöp atmayın yakalarsam yediririm o çöpleri”
Kasımpaşa’da bir duvarda “Buraya çöp atan Allah katında cezalandırılacaktır”
İstanbul / Sefaköy’de bir duvarda “Buraya çöp atan için artık bir şey yazmayacağım… herkes içimden ne dediğimi biliyordur herhalde”
Bağcılar’da bir evin duvarında “Buraya çöp atan namussuzdur. Salı ve cuma hariç”
Büyükdere itfaiyesinin yan duvarında “Çöp atma ağır konuşurum”
Bursa’da bir apartmanın garaj girişinde “Çöp döken °°°°°°°°dir. Yorum yapan da”
İstanbul-Kağıthane’de bir duvarda “Buraya çöp döken Sayın eşek, görüntü hoşunuza gidiyor mu? Konteynır iki metre ileride!”
Giden günlerim oldu
Seni anmadım yola bakmadım hâlâ
Dile gelmeden düşlerim yanlızlığa
susmanda yeterdi son vermem için hayatıma
Tüm güllerim soldu
Sana atmadım taraf olmadım asla
Dile gelmeden düşlerim yanlızlığa
Gülmende yeterdi geri gelmem için hayata
Beni alsalar ipe koysalar
Dayanamaz yine kadere salsalar
Gönlüm arıyor titriyorum bak
Sıra gelmeden gidemem ki ben
Tutmaz ellerim seni görmeden
Zaman geçiyor bekliyorum bak Yazının tamamını oku »

1- Bana yakışıyor.
2- Erkeklik hormonu testeron fazla salgılanınca saçlar dökülürmüş. Yani fazla erkekler kel olurmuş. Ne kadar kellik o kadar erkeklik.
3- Tarihe bir bakın, bütün büyük adamlar keldir.
4- Bütün saç kozmetikleri para tuzağı.
5- İstesem saç ektiririm ama insanın doğal hali daha güzel.
6- Zeki ve Marjinal kadınlar kelleri seksi buluyor.
7- Kelliğimle dalga geçilmesine kızmıyorum çünkü o benim kusurum değil, karizmamın bir parçası.
8- Benim saç kurutma derdim yok neyseki. Şükrediyorum halime.
9- Benim babamın kirpi gibi saçlari vardı.
10- Çekicilik beyinden gelir, üzerindeki kıllardan değil.
11- Sen kafanı kazıtsan sana yakışmaz. Kafa derin benim ki kadar düzgün ve benim ki gibi yüz fizyonomisine uygun olmalı.
12- Tarihte Japon dövüşcüleri kafalarını kazıtıp daha erkek görünürlermiş.
13- Antropolojide zekaya delalet eden kıvrımlı beyine sahip kafatasları deri yüzeyi, genelde fazla saça müsait olmamaktadır.
14- Bir adamın kafasında ya kıl yada akıl olur…
15- Maden olan yerde ot bitmez

Bulutlara dolaşmış bir uçağın, rüyalarında “hava limanlarını” görmesinden ne farkı var ki; burnunun, sabahları “kızkulesi” diye sızlamasının? ..
Kızkulesi, , , mıknatısındır;
Seni bana bağlı kılan! ..
§
Kaybolmuş gemiler için; uzaak, zayııf, cılıız, titreek, soluuk ve soğuuk bile olsa, bir deniz feneri ışığının ne demek olduğunu anlıyor musun şimdi? ..
Duyuyor musun, soğuğu? ..
Üşüyor musun, korkuyor musun; titriyor musun? ..
Hadi, dokun sesime! ..
Tut, nefesimi; ve oğuştur, ısıt ellerini! ..
Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir.
Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.
Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir.
Yalnız ben biliyorsam bu aşktır.
Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır…..
Özdemir Asaf
Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını
bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt
dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ’dan
ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan,
samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.
Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar..
Aşk, kendinden emin bir şekilde sorar; Yazının tamamını oku »
Birinci vazifen bulaşık, çamaşır ve kocana
sahip çıkmaktır.Mevcudiyetinin yegane temeli
budur.Kocan en kıymetli hazinendir. Seni bu
hazineden mahrum etmek isteyecek kaynanan ve
görümcelerin olabilir. Birgün evliliğini
kurtarmak mecburiyetine düşersen vazifeye
atılmak için bulaşık ve çamaşırı düşünmeyeceksin.
Bu durum elektriğin ve suyun kesildiği anda
ortaya çıkabilir.Evliliğine tecavüz etmek isteyen
kaynanan görümcelerin ve hayatta emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Hayatta kılıbık kocan zor bir ihtimalde olsa da başka bir bayana göz dikmiş olabilir. Aileniz fakru zaruret içinde
harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey asil Türk kadını işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen yuvanı kurtarmaktır. Anasının kuzusu olan kocanı adam etmek senin elindedir. İhtiyaç duyduğun merdane dolabın sol üst köşesinde saklıdır
