Benim bir sırrım var açıklanmayacak kadar sır
Bundan çıkar hır
Patlamalar vuku bulur dert kahır
Sırdan geçen dilim olsa
Hale der diken bilmez bilen radaan olur ben ve diken
Ya sölersem kim anlar
Söylemezsem bağlar gamlardan ağlar
Bu yıpranışla dağılır bütün
Doymaz sago yakar tütün Yazının tamamını oku »
İçin Arşiv February, 2009

Meğerse ben,,,
Çok sevdiğin,,,
Hiç çıkartmadığın,,,
Sürekli giymek istediğin,,,
Bir elbiseymişim senin için,,,
Sonra ne oldu,,,
Modası geçti,,,
Küçük geliyor,,,
Eskidi dedin,,,
Çıkartıp bir kenara,,,
Karanlık bir köşeye attın,,,
Buruşturdun bıraktın,,,
Bakıyorum da yıllar sonra,,,
Bir hışımla bir umutla bir neşeyle,,,
Tuttun buruşturduğun o elbiseyi,,,
Utanmadan ütülemeye çalışıyorsun,,,
charlie…
( başlıklar Admin tarafından yazılmıştır orginal leri yazar tarafından değiştirilebilir.)
Sensizliği yudumladığım,,,
Yıldızlarına sığındığım,,,
Yağmurlarıyla ağladığım,,,
Bu şehrin,,,
Her köşe taşındasın,,,
Esen rüzgarlarıyla,,,
Kıyıları döven dalgalarıyla,,,
Yaşlı gözleriyle bakıştığım,,,
Bu şehrin,,,
Damarlarındaki kansın,,,
Çaresizliğimi paylaştığım,,,
Geceleriyle katranlaştığım,,,
Sabahlarıyla çıldırdığım,,,
Bu şehrin,,,
Kahrolası bu şehrin,,,
Bir yerlerinde,,,
Kim bilir kiminlesin,,,
CHARLİE
Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.
Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor.
Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!
-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık.
-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım.
Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.
-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?
-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç dil oluyor.
-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin.
Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya cıkıyor.
-Kadınların ayrı bir dili mi var?
-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe’yi öğrenmeli.
İyi de niye Bükçe? Yazının tamamını oku »
1) Burası Muş’tur, yolu Yokuş’tur, Muş’taki yokuşun eğimi kaçtır? (tan(a) =cos(b) )
a) Diktir
b) Kektir
c) 250 TL
d) Bilmiyom.
e) Doğru cevap b seçeneği olabilir.
2) Aşağıdakilerden hangisi diğerlerinden farksızdır?
a) Kanaviçeli kukurbit
b) Ebelemeceli ebegümeci
c) İki şık daha var
d) Ali Şen
e) Berlin hoparlör enstitüsü genel müdürlüğü sekreter yardımcılığı makamı
3) Aşağıdakilerden hangisi nedir?
a) Hiçbiri
b) c
c) Ne?
d) Yaaaa…
e) Hesap bilmeyen kasap. Yazının tamamını oku »








