İçin Arşiv November, 2008

A­da­le­tin Bu Mu Dün­ya?

Komik, Yazılar 3 Yorum »

Erkek­ler ya­ya ya­yı­la ki­lo alır­ken, beş yüz gram faz­la­lı­ğı bi­le dan­ka­da­nak yü­zü­ne vu­ru­lan ka­dın­la­rın sen­di­ka­sı ‘Şiş­man­la­dın SEN’ bu ada­let­siz­li­ğe kar­şı du­ra­rak Av­ru­pa İn­san Hak­la­rı Mah­ke­me­si’ne baş­vur­du.
“Sn. AİHM Yet­ki­li­le­ri! Ba­sın­da da­na gi­bi pun­to­lar­la “36 be­den­se­niz ar­tık in­ce de­ğil­si­niz” ha­ber­le­ri çık­tık­ça dep­res­yo­nun pen­çe­si­ne dü­şen ka­dın­lar, ‘faz­la var­sa­yı­lan’ ki­lo­la­rı yü­zün­den se­rum­la bes­le­ne­cek ha­le gel­miş­ler­dir. İki üç ki­lo faz­la­lı­ğı olan­lar bi­le, rö­gar ka­pa­ğı hır­sız­lı­ğı yap­mış­ça­sı­na suç­lan­mak­tay­ken er­kek­ler üze­rin­de bu bas­kı­nın zer­re­si yok­tur. Ke­yif­le gö­bek bağ­la­mak­ta­dır­lar!..” di­ye baş­la­yan da­va di­lek­çe­si­ne AİHM’den ge­len ce­vap şöy­ley­di:
“Sa­yın Da­va­cı! Ev­ren­sel Er­kek Hak­la­rı Bil­di­ri­si’nde de yer al­dı­ğı şek­liy­le, o gö­bek de­ğil ‘Türk Ka­sı’dır… Yu­ka­rı­dan ba­kın­ca ayak­la­rı­nı gö­re­bi­len er ki­şi gö­bek­li sa­yıl­maz. O da gö­bek de­ğil­dir. Lütv­vven!! tat­lı bir ka­vis o!.. O, er­ke­ğin va­ro­luş­çu ta­ra­fı­dır, dı­şa­vu­rum­dur bi­le di­ye­bi­li­riz, de­dik bi­le…
Ka­rar aşa­ma­sın­da ‘gö­be­ğin eti­mo­lo­jik ta­ri­hi, er­kek uy­gar­lı­ğın­da­ki ye­ri ve öne­mi’ de­rin­le­me­si­ne araş­tı­rıl­mış­tır. Or­hun Ya­zıt­la­rın­da da­hi “Al­per Tun­ga doy­du mu , do­bik gö­bek sal­dı mı, ye ko­çum ya­ra­sın, im­di iş­kem­be yır­tu­lur” yaz­mak­ta­dır…
Bir er­kek ki­lo alın­ca bu­na­lı­ma gir­mez. He­men di­ye­te baş­la­maz, ağ­la­maz. Fi­zi­ğiy­le hiç­bir şe­kil­de kav­ga­ya gir­mez, yer içer, key­fi­ne ba­kar…”Da­yı­oğ­lu­nu da bak­la­va­dan kay­bet­tiy­dik, par­mak­la­rı hâ­lâ şer­bet­liy­di” de­mek­ten sa­kın­maz. Erit­me­ye kı­ya­maz, hat­ta gö­be­ğiy­le duy­gu­sal bağ ku­rar. Ay­rı­ca gö­bek er­ke­ği zen­gin gös­te­rir. Kay­nak: Nos­tal­ji-pe­şin sa­tan, ve­re­si­ye sa­tan pos­te­ri
Bu ap­li­ke or­gan ki­şi­den ba­ğım­sız ha­re­ket ede­bi­lir. Di­rek­si­yon çe­vi­rir­ken gö­bek atı­yor iz­le­ni­mi ve­re­bi­lir, ku­man­da-ta­bak-kül­lük seh­pa­sı ola­rak kul­la­nı­la­bi­lir, kö­şe­yi on­dan ön­ce dö­ne­bi­lir, hat­ta ge­ce­le­ri ken­di ken­di­ne buz­do­la­bı­na gi­de­bi­lir. Tüm bun­la­rı yü­zü­ne vur­mak, “abi o gö­bek Çer­no­bil’den son­ra mı çık­tı?” “or­gan ba­ğı­şı yap­ma­yı dü­şün­mü­yor mu­sun? Pu­ha­ha” gi­bi­sin­den so­ru­lar ve Go­og­le Earth Ko­or­di­nat­la­rı’nı sor­mak in­san­lık ayı­bı­dır…
So­nuç iti­ba­riy­le da­va­nız ve “ha­ki­ka­ten yav, al­dı ba­şı­nı gi­di­yor” di­ye­bil­mek için ken­di mut­fak­tan çı­kar­ken gö­be­ği­nin sa­lo­na var­mış ol­ma­sı şar­tı­nı ara­yan er­kek­ler adı­na yap­tı­ğı­nız Eti­yop­ya’ya il­ti­ca ta­le­bi­niz red­de­dil­miş­tir…

Halime Gürbüz

Ağlamak Için Gözden Yaş Mı Akmalı?

Aşk-Sevgi, İlişkiler 3 Yorum »
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Victor Hugo 1802-1885

Seni Beklemek

Aşk-Sevgi, İlişkiler, Yazılar 2 Yorum »

Ne zormuş beklemek seni ne zormuş, bir bilsen!

Yıllar gibi süren saatler, dakikalar, katlanılmaz bir hal alırken; ısrarla, inatla beklemek seni…

Dönüşü olmayan yollarda, sonu bilinmeyen maceralarda bir masal kahramanı gibi umutla, bazen karamsarlıkla, yılmadan beklemek seni…

Sevdayı anlatmaya çalışan, bazen ayrılıktan dert yakınan, umudu ufuktan geçen gemilerde arayan, özleyişle sevişi birbirine dolayan şairlerin kitaplarının arasında boğulurken beklemek seni…

Yokluktan var etmeye çalışmak seni…

Sessizliğe gömerek duygularımı, kulağımı kapatarak hıçkırıklarını duymamaya, görmemeye, hissetmemeye çalışmak…

Beklemek seni…

Çorak toprakların yağmuru dört gözle beklemesi gibi beklemek seni…

Bir annenin, gurbet akşamlarında yavrusunu yitirişinin ardından, dualarıyla beklediği gibi beklemek seni…

Kardelenlerin sabırla, tüm zorluklara rağmen üstündeki karın içinden gün ışığına uzanması gibi beklemek seni…

Yorgun bir gönülle, tuhaf bir hüzünle beklemek seni…

Ne zormuş bir bilsen! Yazının tamamını oku »

BU ŞARTLARDA OLMASINI BEKLİYORDU……..

Komik 7 Yorum »

1-Boyu en ideal 1.75 olacak öyle yolda yürürken ne dev gibi durmalı ne de ufacık…
2-Renkli gözlü olmalı. Ama çok açık renk değil. Bakışı daha önemli. Çakmak çakmak bakarken ! yumuşayıp eritebilmeli
3-Hafif bi top sakal ya da kirli sakal olmalı. Tüysüz kesinlikle olmamalı. Temiz ve kısa traş tercih sebebidir.:)
4-Eller bakımlı temiz olmalı. Ne büyük nede tombul olmamalı. Kolları sert ve adaleli, koluna girince hatuna gücünü hissettirmeli
5-Kesinlikle ama kesinlikle vücut çalışmış OLMAMALI! Pek çok kız siz erkeklerin sandığının aksine şiş vücut sevmez. Sakin mütevazı ama sert ve sarkmayan bir vücut gibisi yoktur.
6-Popoya ve bacak! lara dikkat. Atletik olmasa da hantal olmayacak.
7-Sarışın kumral olabilir ama kesinlikle koyu esmer olmamalı. Dişler beyaz ve temiz olmalı, tercihen sigara içmeyecek.
8-Güzel kokacak. Sık sık duş alacak. Kendine özgü kaliteli bir parfümü olacak öyle ki hatun kısmı nerde o kokuyu alsa erkeğini hatırlayacak.
9-Çok etli ya da çizgi gibi incecik dudaklı olmaz. Alt biraz kalın üst dudak biraz ince… Kulağında küpe olabilir. Olmasa da önemli olmaz Yazının tamamını oku »

Aşk mı ? Sevgi mi?

Aşk-Sevgi, İlişkiler 3 Yorum »


Aşk ve sevgiyi birbirinden ayıran özellik beklentidir. Gözün kör olup, her şeyi unutarak yalnız onu düşünmek, yaptığın her harekette onu anmak, adını söylerken kalbin çarpması, gözünü telefona dikmek, gelişini beklemek, buluşmalara koşarak gitmek, gardırobun karşısında üstüne giyecek kıyafet bulamamak, yolda yürürken kendi kendine gülümsemek, bunlar aşktır.

Aşk umutlu ve iyi bir duygudur. İnsan kendini yeryüzünün kraliçesi zanneder. Aşk midende garip bir sıkışmadır. Aşık olan gözlerinden belli olur, parıldar. Yürüyüşü bile değişir. Dışarıdan bakan artık dünyada yer çekimi olmadığını düşünür, doğrudur, aşkın içeriği kimyayı, fiziği aşar. Yazının tamamını oku »

SERENAD

Şiirler Yorum Yok »

Yarın sabah erken uyan
Ben yıldızıma söyledim
Işıklar serpecek üzerine
Nur içinde uyanacaksın.

Ben ağaçlarıma söyledim
Yarın sabah erken uyan
Dağıt saçlarını, silkin
Dallar titreyecek, şaşacaksın.

Yarın sabah erken uyan
Ben göklerime söyledim
Uzat ellerini fecre doğru
Şafak sökecek, bakacaksın.

Ben yerlerime söyledim
Yarın sabah erken uyan
Gözünün değdiği her yerde
Çiçekler açacak, göreceksin

Celâl Sılay
(1914 - 8 Eylül 1974)

Al Seni Benden, Çıkart İçimden

Yazılar 2 Yorum »

Al Seni Benden, Çıkart İçimden çünkü tek başıma daha fazla saklayamam seni tenhalarımda. Varlığınla doldurduğun tüm tenha köşelerde gül tenine yağmur damlası düşsün istemiyorum. Kurumuş topraklarıma çisil çisil yağmur dökülüyor ve bilesin ki seni sığdırdığım bu topraklarda herşey birbirinden kopuyor. Sana git demiyorum, belki diyemiyorum ama gitmen gerektiğini biliyorum ve Ne yalan söyleyeyim sen bu kurumuş topraklarda yeşerebilmiş tek çiçektin,
köklerini toprağıma salan usul akşam sevmesiydin -. . .

Beklentisiz sadece sevmekti öğrettiğin - farkında bile olmadan - hayatı bana tekrar sevdirmendi gözlerini her aklıma soktuğumda aklımdan yüreğime inen. Şimdi bu kargaşa içinde yalnız ve tutarsız akşam sevmelerine gelesin istemiyorum. Rüzgar ne yönden eserse essin, senin saçlarına değsin istemiyorum. İki kirpiğin ucunda çırpınırken, göz bebeklerimin içine düşmeni istemiyorum. O kadar koyuki varlığın seninle bezedeğim her köşesini bu toprakların, artık tek tek silmek istiyorum.

Hadi git, ne duruyorsun ! Medet umma durgunlugumdan ben bu topraklarda dalgın bir sensizlik bekliyorum.  Vakti dir Cemrenin, Ha düştü düşecek geceme…
Varlığın, yokluğumun tehdidi, senden korkuyorum.
laf uzadı,
şair ağladı,
ısmarlama bir gece çöktü kente
aşk yarım,
Sen bu kalbe fazla geliyorsun

Madem İçimde Rehin Aldı Gözlerin - Elleme

Yazılar 1 Yorum »

Ne çok benzerin var bu şehirde, her akşam dalgın bir gece çökünce üzerime binlerce suretin dökülüyor önüme. Herkesin sana benzeyen yanlarını görüyorum kaldırımların arasında, nereye baksam sen duruyor, sen oluveriyor bütün şehir gözlerimin önünde.

Ya herkes sana çok benziyor ya da sen herkese.

Bir de bu yetmezmiş gibi gecelerin en usul yerlerine koyuyorum seni, uyku aralarımda, en çoçuk, en masum, en kırılgan anlarını , o ince parmaklarının aralarından kayıp bir boşluğa düşer gibi sessizce süzülüp gecemi bölüyorum, - kendimi - , kendi keder bahçemde yalın ayak senden artakalanlarla bir yap boz oyunu oynuyorum kulağım çabucak telefonun sesinde. Eğil içine bak bahçemin diyorum, ürkmeden, tiksinmeden  öylece eğil içine bak, senden öncekilerden sana kalan ne varsa al senin olsun hadi durma.

Zaten ben senin için ölümü değil, yaşamayı göze almış biriyim korkma. Teninin, saçının kokusunu bırak bana gerisi zaten aklımda. Yarısı okunmuş bir kitap veya yarısı içilmiş bir çay gibi yarım kaldım masada, içi dışı ters düz edilmiş bir eldiven gibi ol orta karşında durmaya çalışıyorum N’lur anla. Dem tutmaz bu yürek artık başka iklimlerin soğuğunda, sesini alıp gittiğin gibi kokunu da saklama benden uzaklara . . .

Biliyorum hiç bir şey yokluğunun bıraktığı boşluğa sığmayacak, Saçlarını dağıtıp yüzüme usulca, üç dal çiçek kopmayacak bir daha keder bahçemden . Gögsüme uzanıp kıvrılan bedenin gibi hiç bir beden yakışmayacak bana, yaklaşa-mıyacak gögüs boşluğuma - içi tamamiyle senle dolu bir kalbin dışına seni koymak - hiç bir akşam bir daha uyandırıp seni gecenin bir yarısı , az sonra kaybedecek gibi sımsıkı sarılmayacağım sana. Ve hiç bir zaman saçlarını koklamak bu kadar kısa olmayacak kalan anılarda,  4 kısa günden başka ne kaldı ki zaten bana.

Yorgunum bitanem, yorgunum yaşamaktan ve yaşamak zorunda olmaktan, yorgunum attığın bir mesajı beş - on kez okumaktan, yorgunum her gece belki ararsın diye telefonun sesini beklemekten, yorgunum kapımdan içeri girecekmiş gibi - sürekli kapıyı kollamaktan, yorgunum seni özlemekten, yorgunum özleminden, yorgunum sensiz kalma korkusundan, yorgunum  - gözlerimi ovuşturup az önce çıktığım “senli uykudan” tekrar sana kavuşmak için dalmaktan, yorgunum karanlıkta bir yerlerde ıslık çalar gibi ürekek bir sesle seni aramaktan , yorgununum adını sen koydugum şişelerin bir bir bitişini izlemekten, yorugunum “bir varmış bir yokmuş” diye başlayan masallarında isimsiz bir kahraman olmaktan, yorgunum içimde bir deprem kargaşasıyla karşında durmaya çalışmaktan.

Kaybettim kendimi bu saklambaç oyununda
- sağım solum -
  S O B E  !


Porno Izle Sikis