Mar 31

“GÖĞÜ İNSANLARINA BİR KEZ OLSUN GÜLMEYEN ŞEHRE”
Nasıl da uçup gitti elimden, şu koskoca dört yıl. Hiç korkmaksızın gözlerimi kapatarak girdiğim bu şehirde, gözlerimi açmaya cesaretim yok şimdi. Korkuyorum, kaybettiklerimin sayısının, kazandıklarımı ezmesinden korkuyorum. Biliyorum ki, o vefalı kirpikler biraz aralansa bitecek her şey, hiç başlamamışken daha…
Sustuğum onca yıl nasıl da kayıp gitmiş, ömrümün hiç mavi olmayan asumanından. Nasıl yıpranmış daha gençken yitirdiğim bu bedenim, bu eller bu gözler…
Hiç alışamam, hiç duramam dediğim bu kente, bu kara suratlı Karadeniz’e nasıl da alışmışım.
Dersti, kitaptı bunlar benim işim değil dediğim şu sınıfa nasıl alışmışım. Nasıl onca anımı, onca bakmaya kıyamadığım güzel şeylerimi emanet eylemişim.
Şimdi zamanın bittiğini, yolun yollara bölündüğünü bilmek istemeyeceğimi nasıl hiç düşünmemişim.
Biz bitmişiz, bitmiş her şey… Yazının tamamını oku »
Mar 30

Yine çaldın kapımı …
Tam da yatağıma uzanıp , huzurla yakın arkadaş bir uykuya kapatmak isterken gözlerimi !
Hafızamın seni hala içinde barındıran kısmını kaybetmek istiyorum ..
Hep yanımda taşıdığım bir eşya gibi , bir anlık bir dalgınlıkla onu bir yerlerde unutmak ,
Sonra nasıl olsa bulamam diyip hiç aramamak , zaten yokmuş aslında hiç olmamış saymak …
Sen gittiğinde de böyle olsaydı keşke aklımın haritasında kendime çizdiğim çıkış yolları !
Onca gözyaşı akmasaydı yeşilimden ..
Ve bilmeseydim keşke - asıl içimde , içinde yüzdüğüm bir deniz - olduğunu !
Çocukluğuma ait bir anı canlanıyor gözlerimde ,
Annem sesleniyor arkamdan ” çok açılma kızım , boğulursun ”
Ve içimdeki deniz ……. Yazının tamamını oku »
Mar 29

Bulutlara dolaşmış bir uçağın, rüyalarında “hava limanlarını” görmesinden ne farkı var ki; burnunun, sabahları “kızkulesi” diye sızlamasının?..
Kızkulesi,,, mıknatısındır;
Seni bana bağlı kılan!..
*
Kaybolmuş gemiler için; uzaak, zayııf, cılıız, titreek, soluuk ve soğuuk bile olsa, bir deniz feneri ışığının ne demek olduğunu anlıyor musun şimdi?..
Duyuyor musun, soğuğu?..
Üşüyor musun, korkuyor musun; titriyor musun?..
Hadi, dokun sesime!..
Tut, nefesimi; ve oğuştur, ısıt ellerini!..
*
Savrulurken dalgaların arasında;
Ne altından geçsin “Hüdâyi yolu”, ne üstünden…
Sen de geçme;
Koy gönlünü, huzûra!..
Yazının tamamını oku »
Mar 27

İnsanlar, bir varmışş,
Bakmışsın, bir yokmuşş…
Hayat türküsü işte,
Düşününce…
Çalış, gül, eğlen,
Hiç ölmeyecekmiş gibi…
Hayat türküsü işte,
Düşününce… Yazının tamamını oku »
Mar 27

sana bir gül ölüsüyle gelemedim sevgilim
affet!
ya da git
affetmek gitmekten daha zordur bazen..
-ANKARA YOLCUSU KALMASIN
otobüsün önünde gözlerindeki bulutları
kirpikleriyle tutan sarı saçlı bir çocuk
el sallamayı beceremez bir türlü
açsa yumruğunu
yüreği uçacak çocukluğunun
yerine bir adam gelecek;
sakallı
gözleri çukurda
ve yorgun ve yenik Yazının tamamını oku »
Mar 27

Çığlığım boğazımı kesti, kana(ya)madım
-de halindeyim acıların
I.
her şeye susuyorum artık
susuzluğum dilimin ucu, kemiksiz
ölümlerden ölüm beğendim, üzerime olmadı
zor günler için sakladığım bir intihar vardı cebimde
çıkarttım baktım, kurtlanmış
sebebi var elbet bu gözyaşlarının
anlamaya çalışmayın, anlayın
bir ressamın tuvalinden düştüm
hiçbir renk kurtaramadı beni
beyazlar giymiş bir duygunun içinde,
ismim sırdır artık
- bir kaç ince sızım var, görüşlerinize hazırdır üstadım Yazının tamamını oku »
Mar 26

Hayat bu anne…
Sana kendi ateşiyle küllenmiş bir yaşam sunar
Tutunursun cılız bir dalına, sonra koparılırsın acımasızca
Sana düşmek kalır dipsizliğin uçurum kusan kayalarına
İşte yine yıkıyorum, yine kahrediyorum seni der ve yıkar
Hayat bu anne
Yıkılmaya alıştırır insanı zamanla.
Sen daha yıkayamamışken cesedini,
Bıçaklarını batırır yüreğinin en kutsalına
Hiç büyümeyen çocuğun, kırılmayı bekleyen oyuncağı olursun
Oynanırsın, sonra hoyratça kullanılıp bir kenara atılırsın
Hayat bu anne
Huzuru buldurmaz sana en huzurlu olduğun anda
Korkular kervanıyla yol alır bütün ümitlerin
Uzatılan eller koparır kendini, en muhtaç olduğun zamanda
Bütün çirkinliğiyle satılır ruhun, günahlar pazarında
Yazının tamamını oku »
Mar 25

Havada zaten binlercesi bulunan toz ve kir zerreciklerine sadece bir sigara dumanından 4000 tane daha ekleniyor. Ve ortaya şöyle bir senaryo çıkıyor; zararlı maddelerden oluşan kokteyl cilde nüfuz ediyor, oksijen molekülleriyle bağlantıya geçiyor ve sağlıklı hücrelere zarar veriyor.
Sigara cildi soluklaştırıyor
Cildin üst katmanlarındaki kan dolaşımı kötüleşiyor ve bu da cilde solgunluk olarak yansıyor. On yıl boyunca günde ortalama bir paket sigara içen kadınlar derin ve çok belirgin kırışıklıklara sahip oluyorlar. Sigaranın bu derin izleri özellikle ağız ve göz çevresinde ve boyun bölgesinde belirginleşiyor. Çünkü buralardaki cilt altı dokuları ince ve hassas. Genç bir cilde sahipseniz kırışıklıkların yüzünüze yerleşmesi biraz daha uzun sürüyor. Otuz yaşla birlikte hücre üretimi yavaşlamaya başlıyor ve dışarıdan gelen her olumsuz etki dokuları zamanından önce zayıflatıyor. Nikotin C vitaminini öldürücü etkiye sahip. Bu yüzden ekstra porsiyon nikotin alanların normalden daha fazla oksijen ve suya gereksinimleri var. Yazının tamamını oku »