Bir aşk gömülü duruyor orada, hemen mezarımın yanıbaşında.
Bir aşk işte, çocukluktan kalma bir alışkanlık gibi
Bir aşk, bir kaderi değiştiren..
Bu aşk bir ilk, hayatın kendisi gibi
Ve bir son, olabilirliğinden emin
Kararların arkasına saklanan bütün karalardan
Denizlerin peşi sıra gelen diğer karalardan
Ve bir de hayatın kendi karasından bir aşk..
Sakladığım her dokunuş
Dokunamadığım her bakış
Bir ilke gizlendi
Bir son olabilirliğinden emin..
Bir aşk var bu hayatta, tek aşk
Kimselerin haberi olmadan 40 yıl beklenesi son aşk..
Şarkılar anlatır bazen içimizdeki fırtınaları. Siz onlara takılırsınız onlar da sizin dilinize. Her durum için ayrı bir şarkı var dilimde söylemeye hazır. Bazen feryat figan yırtındığım. Bazen usul usul derinden mırıldandığım. Hepsi ayrı bir hikaye, hepsi benim sevdiğim. Düşlerime ortak, dertlerime ortak, sevgime ortak. Anlatamadıklarımı anlatan, hislerime tercüman. Ama içlerinde bir tanesi var ki sormayın bıkmadım daha dinlemeye, doyamadım ve anlatmış işte herşeyi benim yerime. Fazla söze ne hacet; bakın … ” Ne yapsan olmuyor gözüm, terketmiyor bizi hüzün… Bir macera yaşamak dediğin, küçük samanlar harmanı; sevindiğin üzüldüğün… Hatırlamaktan ibaret, hatıralar nihayet, tesellisi çok zor sözün… Ne gemiler yaktım, ne gemiler yaktım, o kadar yandı ki canım sonunda karşıdan baktım; ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım… Bu kızı yeniden büyütmeliyim, kor ateşlerde yürütmeliyim, değirmenlerde öğütmeliyim; Farkındayım, Farkındayım… Kazanmalı, kaybetmeliyim, aşk uğruna harbetmeliyim, bu kızı yeniden büyütmeliyim, Farkındayım… Kendini seçemiyorsun, bırakıp kaçamıyorsun; yazmadığın bir hikayede, uzun ya da kısa vadede, az biraz keşfediyorsun… Öteki olabilmeyi, yerine koyabilmeyi, geride durabilmeyi öğreniyorsun…” Daha ne diyeyim ki … Bunun üstüne bir de Sezen’ den dinleyin bence belki anlarsınız beni…
İstanbul 29 ekim kutlamaları çerçevesinde İstanbul boğazında yapılan ışık ve ses gösterisi İstanbullulara rengarek ve cıvıl cıvıl anlar yaşattı. Bu güzel gösteriyi ilk kez nette harikayaa izleyenlerine sunuyorum sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim mükemmel bir şölen. Keyifli seyirler.
CUMHURİYETİN İLANI Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara’da , Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti adıyla yeni bir yönetim kurulmuştu . Fakat bu yeni yönetimin rejimi henüz belirtilmemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti özünde ulusal egemenliğe dayalı bir hükümetti.Fakat Yeni Türkiye’yi devlet şekillerinden , yönetim biçimlerinden birine uygun olarak resmen ilan etmek gerekiyordu . Yani sıra devletin adının konmasına gelmişti.
Atatürk , yeni devletin şeklini cumhuriyet olarak kabul etmeyi düşündü. Kurtuluş Savaşı yıllarında bu fikrini açıklamayıp , uygun bir zamanı beklemişti . Büyük Zafer’den sonra artık bu an gelmiş bulunuyordu. Aslında , Erzurum ve Sivas Kongrelerinin kararlarıyla Büyük Millet Meclisi’nin programları tamamen demokrasiye dayanmaktaydı. Saltanatın artık hiçbir etkinliği kalmamıştı. Son padişah da yurttan ayrılmış , saltanat kaldırılmıştı . Şimdi sıra Atatürk’ün kafasındaki Cumhuriyet Yönetimini resmen ilan etmeye gelmişti. Yazının tamamını oku »