İçin Arşiv November, 2006

İstanbul Modern, Türkiye’nin geçmiş sanatsal deneyimini, bugünkü dinamizmini ve kültürel geleceğini bir araya getirmeyi amaçlıyor. Türkiye’de modern ve çağdaş sanata ayrılmış ilk özel müze olan İstanbul Modern, 2004 yılında, modern sanatın toplum içinde daha yaygınlaşmasını desteklemek amacıyla kuruldu. İstanbul Boğazı kıyısında yer alan müze, çok yönlü bir kültür merkezi niteliğiyle resim, heykel, fotoğraf, sinema, video ve yeni medyayı bir araya getiriyor. İstanbul Modern, modern ve çağdaş sanat yapıtlarının toplanmasını, korunmasını ve sergilenmesini, Türkiye’nin zengin kültürel yelpazesiyle görsel sanatların bütünleştirilmesini sağlayan, dinamik ve değişken yapıyla sosyal bir buluşma mekanı oluşturuyor. İstanbul Modern’in koleksiyonları, sergileri ve eğitim programları, her yaştan ve her toplumsal kesimden ziyaretçiye sanatı sevdirmeyi ve etkin biçimde sanata katılımlarını sağlamayı hedefliyor. Uyum ve hoşgörü temeline dayanan müzemiz, iletişime ve eğitime verdiği önemle bilinçli ziyaretçileri oluşumunu sağlayarak, toplum tarafından benimsenen bir ayna işlevi üstleniyor. Müzemiz bir etkileşim noktası olarak Türk ve Batı sanatı arasındaki yaratıcı alışverişi güçlendirirken, geçmişi ve geleceği ile ülkemizin sanatsal ve kültürel birikimini dünyaya sunuyor.

West Side Story (Batı Yakasının Hikayesi)
Bestelendiği 1957 yılından beri dünyanın her yerinde oynanan, Amerikan müzikal dünyasında bir dönüm noktası olan Bernstein’ın eşsiz müzikali “West Side Story” bu sezonda da izleyici karşısında. Orkestra şefi Elşad Bagirov, sahneye koyan Altan Günbay, koreograf Lars Rosager, koro şefi Yıldız Künutku. Eserin dekorları Erkut Uzelli, kostümleri Çimen Somuncular, ışık düzeni ise Ahmet Defne’ye ait. Müzikaldeki başlıca roller Ali Murat Erengül, Turgut İpek, Elif Özel, Özlem Soydan, Ayça Varlıer, Şahan Gürkan, Selim Borak, Erdal Uğurlu, Can Tunalı, Alkış Peker tarafından dönüşümlü olarak canlandırılıyor
Metin = Arthur LAURENTS
Şarkı Sözleri = Stephen SONDHEİM
Türkçesi = Alev YAMAÇ
Orkestra Şefi = Elşad BAGIROV
Sahneye Koyan = Altan GÜNBAY

Sanatçı “O Hikayedeki Mal Benim” isimli tek kişilik gösterisi ile uzun zamandır onu tek başına görmek isteyen sevenleriyle ilk kez 20 Nisan 2005′te Ses Tiyatrosu’nda buluştu. Sezon boyunca gösterilerini İstanbul, İzmir ve Ankara’da sergilemiştir.
Ününü başrollerle ve bunun getirdiği dayatmalarla değil, yan rollerle kazanmış; bu küçük kişilikleri gerçekçi ve içtenlikli yorumu ile kahraman haline getiren ender bir oyuncu Engin Günaydın.
Yazının tamamını oku »

Kaderimize yazılan acı bir öykünün kahramanı olmaktı…
Kimsesizlik bitip tükenmekti öksüz akşamlarda…
Sensizlik boğuşmaktı dinmeyen fırtınalarda…
Sevmek yalan olduğunu bile bile gerçeklerine inanmaktı…
Yokluğun geceleri hasret kalmaktı uykulara….
Yaşanmayan günler şimdi kilitli kapıların ardında…
Delilik karla kaplı yollarda ayak izlerini aramaktı…
Kabullenişim, yetim bir çocuğun boyun büküşüydü hayata…
Vazgeçmeye iten sebepler tek çıkar yoldu yalnızlığımda
Sevda, düşlerin sınırsız, sevginin biçimsiz olmasıydı…
Buruk bir acı gibi kalakaldım karanlıklarda…
Amatör yalanlarının arasında bir ışık aradım umutla.. Yazının tamamını oku »

Amacım seni üzmek değildir, Beni sakın yanlış anlama. Pişman olmanı isteyemem senden, Ya da ağlamanı. Sadece dinlemeni istedim, Birazcık kabullenmen fikirlerimi. Ya da ne bileyim, Kendi doğrularını değil de. Biraz da benimkileri düşünmeni istedim anne. Sevmeni istedim benim sevdiklerimi, Ama senin gibi değil benim sevdiğim gibi. Görmeni istedim güneşi, Benim gördüğüm gibi Yani sadece sarı ve yuvarlak değil, Arasında turuncuların da olduğu bir resim gibi. Senin doğrularını inkâr ettim anne, Karşı çıktım sana Ve sen tüm kızgınlığınla, Kötü kötü suratıma bakıp kızdın. Oysa biliyor muydun, Aynı zamanda sen de benim doğrularımı, İnkâr ettin anne. Sevdim anne . Doyasıya, ölesiye. Ama bilmen gereken bir şey vardı, Asla boyun eğmedim, eğmeyeceğim. Senin de öyle görmeni istedim. Ama göremedin anne. Bana asi deme anne, Çünkü senin istediğin, Kendi fikirlerini Barınamayacakları bir bedene sokmak. Oysa ben de büyüdüm anne, Eski küçücük çocuk değilim artık. Kendi fikirleri olan, Özgürlüğüne düşkün bir insan olma yolundayım. Yani bir başka deyişle, Bir yaşama savaşı veriyorum belki kendi kendime. Bana kızma anne, Çünkü sen hiç ayakların kopana kadar Ve dilediğince bağırarak dans etmedin. Çünkü sen hiç ağaca çıkıp, Ayvaları toplamadın. Ya da yakamozlar seyretmedin akşam, Dalgalı bir denizde boğuşmadın dalgalarla;Belki de ıslak kumlara, Üstüm kirlenir mi diye düşünmeden Uzanmadın, Ya da yıldızları toplamadın gökyüzünden. Yazının tamamını oku »
Üç Hristiyan arkadaş yolda gidiyormuş. Birisi kiliseyi görmüş ve diğer iki arkadaşına:
- “Bekleyin de şurada bir günah çıkarayım” demiş.
Sonra da kiliseye girerek papazın yanına gelmiş ve papaza:
- “Papaz efendi, ben bekarım ve nikahsız cinsel ilişkiye girdim. Günahımı çıkarır mısınız?” demiş.
Papaz da:
- “Oğlum sen şu filan filan yerdeki çalışan kızla mı ilişkiye girdin?” diye sormuş. Genç adam da:
- “Yok” deyince papaz bu sefer:
- “O zaman şu filan apartmanda oturan kızla mı ilişkiye girdin?” diye sormuş. Genç adam yine:
- “Hayır” demiş.
Papaz ise meraklıymış ve son bir tahminde bulunmuş:
- “Buldum! Şu karşıdaki lokantada çalışan kız… O mu?” diye sorunca
genç adam bu soruya da: Yazının tamamını oku »
