
İstanbul Modern, Türkiye’nin geçmiş sanatsal deneyimini, bugünkü dinamizmini ve kültürel geleceğini bir araya getirmeyi amaçlıyor. Türkiye’de modern ve çağdaş sanata ayrılmış ilk özel müze olan İstanbul Modern, 2004 yılında, modern sanatın toplum içinde daha yaygınlaşmasını desteklemek amacıyla kuruldu. İstanbul Boğazı kıyısında yer alan müze, çok yönlü bir kültür merkezi niteliğiyle resim, heykel, fotoğraf, sinema, video ve yeni medyayı bir araya getiriyor. İstanbul Modern, modern ve çağdaş sanat yapıtlarının toplanmasını, korunmasını ve sergilenmesini, Türkiye’nin zengin kültürel yelpazesiyle görsel sanatların bütünleştirilmesini sağlayan, dinamik ve değişken yapıyla sosyal bir buluşma mekanı oluşturuyor. İstanbul Modern’in koleksiyonları, sergileri ve eğitim programları, her yaştan ve her toplumsal kesimden ziyaretçiye sanatı sevdirmeyi ve etkin biçimde sanata katılımlarını sağlamayı hedefliyor. Uyum ve hoşgörü temeline dayanan müzemiz, iletişime ve eğitime verdiği önemle bilinçli ziyaretçileri oluşumunu sağlayarak, toplum tarafından benimsenen bir ayna işlevi üstleniyor. Müzemiz bir etkileşim noktası olarak Türk ve Batı sanatı arasındaki yaratıcı alışverişi güçlendirirken, geçmişi ve geleceği ile ülkemizin sanatsal ve kültürel birikimini dünyaya sunuyor.

West Side Story (Batı Yakasının Hikayesi)
BestelendiÄŸi 1957 yılından beri dünyanın her yerinde oynanan, Amerikan müzikal dünyasında bir dönüm noktası olan Bernstein’ın eÅŸsiz müzikali “West Side Story” bu sezonda da izleyici karşısında. Orkestra ÅŸefi ElÅŸad Bagirov, sahneye koyan Altan Günbay, koreograf Lars Rosager, koro ÅŸefi Yıldız Künutku. Eserin dekorları Erkut Uzelli, kostümleri Çimen Somuncular, ışık düzeni ise Ahmet Defne’ye ait. Müzikaldeki baÅŸlıca roller Ali Murat Erengül, Turgut İpek, Elif Özel, Özlem Soydan, Ayça Varlıer, Åžahan Gürkan, Selim Borak, Erdal UÄŸurlu, Can Tunalı, Alkış Peker tarafından dönüşümlü olarak canlandırılıyor
Metin = Arthur LAURENTS
Şarkı Sözleri = Stephen SONDHEİM
Türkçesi = Alev YAMAÇ
Orkestra Åžefi = ElÅŸad BAGIROV
Sahneye Koyan = Altan GÜNBAY

Sanatçı “O Hikayedeki Mal Benim” isimli tek kiÅŸilik gösterisi ile uzun zamandır onu tek başına görmek isteyen sevenleriyle ilk kez 20 Nisan 2005′te Ses Tiyatrosu’nda buluÅŸtu. Sezon boyunca gösterilerini İstanbul, İzmir ve Ankara’da sergilemiÅŸtir.
Ününü başrollerle ve bunun getirdiği dayatmalarla değil, yan rollerle kazanmış; bu küçük kişilikleri gerçekçi ve içtenlikli yorumu ile kahraman haline getiren ender bir oyuncu Engin Günaydın.
(devam »)

Kaderimize yazılan acı bir öykünün kahramanı olmaktı…
Kimsesizlik bitip tükenmekti öksüz akÅŸamlarda…
Sensizlik boÄŸuÅŸmaktı dinmeyen fırtınalarda…
Sevmek yalan olduÄŸunu bile bile gerçeklerine inanmaktı…
YokluÄŸun geceleri hasret kalmaktı uykulara….
YaÅŸanmayan günler ÅŸimdi kilitli kapıların ardında…
Delilik karla kaplı yollarda ayak izlerini aramaktı…
KabulleniÅŸim, yetim bir çocuÄŸun boyun büküşüydü hayata…
Vazgeçmeye iten sebepler tek çıkar yoldu yalnızlığımda
Sevda, düşlerin sınırsız, sevginin biçimsiz olmasıydı…
Buruk bir acı gibi kalakaldım karanlıklarda…
Amatör yalanlarının arasında bir ışık aradım umutla.. (devam »)

Amacım seni üzmek deÄŸildir, Beni sakın yanlış anlama. PiÅŸman olmanı isteyemem senden, Ya da aÄŸlamanı. Sadece dinlemeni istedim, Birazcık kabullenmen fikirlerimi. Ya da ne bileyim, Kendi doÄŸrularını deÄŸil de. Biraz da benimkileri düşünmeni istedim anne. Sevmeni istedim benim sevdiklerimi, Ama senin gibi deÄŸil benim sevdiÄŸim gibi. Görmeni istedim güneÅŸi, Benim gördüğüm gibi Yani sadece sarı ve yuvarlak deÄŸil, Arasında turuncuların da olduÄŸu bir resim gibi. Senin doÄŸrularını inkâr ettim anne, Karşı çıktım sana Ve sen tüm kızgınlığınla, Kötü kötü suratıma bakıp kızdın. Oysa biliyor muydun, Aynı zamanda sen de benim doÄŸrularımı, İnkâr ettin anne. Sevdim anne . Doyasıya, ölesiye. Ama bilmen gereken bir ÅŸey vardı, Asla boyun eÄŸmedim, eÄŸmeyeceÄŸim. Senin de öyle görmeni istedim. Ama göremedin anne. Bana asi deme anne, Çünkü senin istediÄŸin, Kendi fikirlerini Barınamayacakları bir bedene sokmak. Oysa ben de büyüdüm anne, Eski küçücük çocuk deÄŸilim artık. Kendi fikirleri olan, Özgürlüğüne düşkün bir insan olma yolundayım. Yani bir baÅŸka deyiÅŸle, Bir yaÅŸama savaşı veriyorum belki kendi kendime. Bana kızma anne, Çünkü sen hiç ayakların kopana kadar Ve dilediÄŸince bağırarak dans etmedin. Çünkü sen hiç aÄŸaca çıkıp, Ayvaları toplamadın. Ya da yakamozlar seyretmedin akÅŸam, Dalgalı bir denizde boÄŸuÅŸmadın dalgalarla;Belki de ıslak kumlara, Üstüm kirlenir mi diye düşünmeden Uzanmadın, Ya da yıldızları toplamadın gökyüzünden. (devam »)
Üç Hristiyan arkadaş yolda gidiyormuş. Birisi kiliseyi görmüş ve diğer iki arkadaşına:
- “Bekleyin de ÅŸurada bir günah çıkarayım” demiÅŸ.
Sonra da kiliseye girerek papazın yanına gelmiş ve papaza:
- “Papaz efendi, ben bekarım ve nikahsız cinsel iliÅŸkiye girdim. Günahımı çıkarır mısınız?” demiÅŸ.
Papaz da:
- “OÄŸlum sen ÅŸu filan filan yerdeki çalışan kızla mı iliÅŸkiye girdin?” diye sormuÅŸ. Genç adam da:
- “Yok” deyince papaz bu sefer:
- “O zaman ÅŸu filan apartmanda oturan kızla mı iliÅŸkiye girdin?” diye sormuÅŸ. Genç adam yine:
- “Hayır” demiÅŸ.
Papaz ise meraklıymış ve son bir tahminde bulunmuş:
- “Buldum! Åžu karşıdaki lokantada çalışan kız… O mu?” diye sorunca
genç adam bu soruya da: (devam »)
Adam işten evine gelmiş ve karısına;
-”Hayatım, iÅŸyerinden en sevdiÄŸim arkadaşımı bu akÅŸam yemeÄŸe çağırdım…”
Karısı sinirlenmiş:
-Neeee! Sen delirdin miii…..!!!
-Ortalığı görmüyor musuuuun..???
-Ev darmadağınnn…!!! Nermin’ler bendeydi bugüüünnn…!!! (vır,vır,vır,vır)
-Üstelik yemek de yapmadımmm… (devam »)
Kırmızı kiremitler üzerine yağmur yağıyor
Evimizin tahtadan olduÄŸunu biliyorsunuz
Yağmur yağıyor ve bazı tahtalar vardır
Suyun içinde gürül gürül yanan
Dudağımı büküyorum ve topladığım çalıları
Bekçi Halilin kız kardeşinin oğluna ait
Daha doğrusu halasından kendisine kalacak olan
Arsasındaki yıkık duvarın iç tarafına saklıyorum
Hiç kimsenin bilmesine imkan yok (devam »)


(3 oylama, puan: 4.33







