
Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece iÅŸin düştüğünde aramandan. “N’aber, nasılsın” lâfının arkasına “Bir görüşelim mi?” ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliÄŸini… Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuÅŸmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım… Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki. Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi… Bir bunları severdim bir de seni sevdim… Sevgilin deÄŸil sevdiÄŸin olmayı istedim…. Ilk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin. Bu biraz açık deÄŸil mi ya da “Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun” dan baÅŸka bir ÅŸeydi bu… Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı… Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz… (devam »)